HATAYA ODAKLANMA!

HATAYA ODAKLANMA!
Bizler severiz insanların yanlışlarını göğe çıkartmayı!
Halbuki insan hata yapabilir!
Halbuki insan yanlış da yapabilir!
Konu başkasının hatalarıysa dile getirişimizde üslubumuz “yargılayıcı”dır.
– Tembelsin! Çünkü sabah erken kalkmıyorsun.
Ancak olayı kendi penceremizden ele aldığımızda üslubumuz gayet süslüdür.
– Azizim sabah erken kalkmayı sevmiyorum.
Objektif bir şekilde bakıldığında olayda, bireylerin ikisi de sabah erken kalkmamaktadır
ancak kendi penceremizden bakarken bir de karşı tarafı “yargılamadan önce algılamak”
gerekir. İğneyi karşı tarafa batırırken çuvaldızı kendimize batırdığımızdan emin olmalıyız.
Herkes hata yapabilmektedir, bazılarımız kasıtlı şekilde hata yaparken bazılarımız
istemeyerek yapmaktadır.
Bir insanı yaptığı hatadan dolayı kesin bir şekilde yargılayamayız. Uç kırıldı diye
kalemi atmak saçmalıktır. Yapılan yanlışın ilerleyen sürecinde geri adımının atılıp
atılmadığını bilemeyiz. Bu insanın vicdanı ya da kalbiyle olan muhasebesidir.
Çevremizdeki insanların genel itibari ile bir yanlışa denk geldiğinde tepkileri aynıdır; yanlışın
üstünü kapayıp, mahcubiyet vermeyecek şekilde konuşmak yerine o yanlış üzerinden direkt
değerlendirme yapılmaktadır. Hatta kimileri var ki sırf bunun için bir araya gelip kahve
tadında yargılar dağıtılmaktadır. Hucurat suresi 12. Ayette:
“Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin
kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi
biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı
gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.”
Yapılan yanlışa kişinin nasıl geri dönüt sağladığını bilemeyiz. Hatasının farkına varan
bireyin tövbesinden hiçbir zaman haberdar da olamayız. Birilerini yargılamadan önce bunu
düşünmek gerekir. Bir de yargılayacak üstünlüğe sahip olmak gerekir. Yapı olarak bilgi
düzeyi düşük, yetkin olmayan, yorumladığı ya da eleştirdiği alanda uzmanlaşmamış, yanlışı

kendisi de yapan kişiler bir zahmet yargılamasın… Susmak sanıldığı kadar kötü bir şey
değildir.
Oysa ki insan kendi hatalarından ders alırken şahit olduğu olumsuzluklardan da bir ders
almalıdır. Yargılama pozisyonuna geçmektense “yapıcı” olunmalıdır.
Dedikodu cahil insan işidir. Cahillik ise bir coğrafyaya ait olmadığı gibi okula
gitmeyenlere mahsus değildir. Üniversite diplomasına sahip “fikir yobazı” onlarca kişi vardır.
Cahil kişi yanlışı yargılamakta ısrarcıyken, diplomalı fikir yobazları ise tek bir mercekten
hayata bakmakta ısrarcı olmaktadır.
Yargılamak yerine olayın arka planını öğrenmeli.
Yargılamak yerine yanlışı düzeltmeye meyletmeli.
Yargılamak yerine yapıcı bir şekilde konuşmalı/tartışmalı.
Yazının ana temasına uygun yaşayan ozanlarımızdan Uğur Işılak’ın güzel bir eseri vardır:
“Artık yaşadığım hazan mevsimi
Dökülmüşüm beni böyle kabul et
Etten kemiktenim çınar değilim
Bükülmüşüm beni böyle kabul et…”
Güzel bakıp, güzel düşündüğümüz sürece yaşamın tadı daha güzel olacaktır.

3 Comments

  1. Bir Realist

    24 Nisan 2021 at 04:45

    Yazı pek özgün olmamış , kişi daha çok kendisini eleştirmiş gibi. Noktalama ve yazım yanlışları var. Bir fikir yazısı yazmak için öncelikle bir fikriniz olmalı , olmak istediğiniz ya da insanların sizi görmesini , beğenmesini istediğiniz fikirlerle en fazla üç dört yazı daha yazılabilir sonrasında ise yazılacak bir konu kalmaz sonuçta kendinizi sabit bir fikre odaklanmışsınız bu perspektifden bakınca da bu tür yazılarda süreklilik elde edilemez.

  2. pew pew madafakas mens t-shirt

    12 Mayıs 2021 at 18:35

    What’s up mates, pleasant post and good urging commented here, I am truly enjoying by these.|

  3. Belia Baars

    17 Mayıs 2021 at 20:39

    Thanks for any other informative site. The place else may just I am getting that kind of info written in such a perfect way? I’ve a undertaking that I’m just now working on, and I’ve been on the look out for such info.|

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Araç çubuğuna atla