“AGENT CORONA” (Yeni Korona Virüsü 2019-nCoV)

 

Yeni Korona Virüsü 2019-nCoV

 

Corona virüsü, aslında yeni olmayan 1970’li yılların başlarından itibaren sağlık kurumlarınca bilinen bir virüstür. Adını Latince’den (Orthocoronavirinae) “Corona” olarak (Taç) anlamına gelen girintili çıkıntılı görünümümden almaktadır. Birden fazla çeşidi bulunan, “SARS” (Severe Acute Respiratory Syndrome – Şiddetli Akut Solunum Sendromu) ve “MERS” (Middle East Respiratory Syndrome – Orta Doğu Solunum Sendromu) grubundan bir RNA (Ribonükleik Asit) virüsüdür. Geniş bir virüs ailesine sahiptir. Bilinen ilk salgını Japonya’nın Hong Kong şehrinde 2002 ve 2004 yılları arasında SARS olarak bilinen virüsle başlamıştır. Her sınıfında farklı virüsler ve reaksiyonlar bulunmaktadır. Hepsinin yol açtığı ‘bulaşıcı’ hastalıklara göre diğerlerinden spesifik olarak farklılıklar göstermektedirler. Örneğin, ağır hastalıklara yol açabilen SARS dışında solunum yolu hastalıkları, çocuklarda bazı uzuvlarda kızarıklık, direnci düşük insanlarda grip veya çeşitli enfeksiyon vakaları gibi durumlar gözlemlenmektedir. Bu virüs grubuna bağlı virüsler genellikle grip gibi, hafif ve orta derecede üst solunum yolu hastalığı olan insanları daha çok hasta edebilme riskine sahip olmaktadır.

DSÖ’nün (Dünya Sağlık Örgütünün) koyduğu “2019-nCoV” isimli yeni virüs ise trajik bir şekilde 2020 yılında, Çin’in Wuhan şehrinde ortaya çıkmıştır. Daha sonra ismi “COVID-19” olarak güncellenmiştir. İlk raporlar 2019’un Aralık ayında bildirilmiştir. Bu nedenle ismi 2019-nCoV olarak belirlenmiştir. Önceki SARS salgını gibi haftalar içinde 37 ülkeye yayılması gibi hızlıca Dünya’ya yayılmıştır. SARS’ın ise hemen ardından aşısı bulunmuş ve salgın tamamen kontrol altına alınmıştır. Virüsün özellikle Asya ülkelerinde ortaya çıkması spekülasyonları da beraberinde getirmiştir. Tüketilen çeşitli hayvansal gıdalardan dolayı ortaya çıktığı düşünülmüştür. Ancak virüsün önceki bilinen gruplarının, yaygın olarak %90 oranında insanlardan insanlara bulaştığı teyit edilmiştir. Özellikle 2020’de yeni ortaya çıkan Corona virüsünün de doğrudan hayvanlardan insanlara bulaşmadığı yapılan incelemeler doğrultusunda anlaşılmıştır. Bu nedenle virüsün kaynağı tespit edilememiştir.

Resim(01)

 

“CDC’nin paylaştığı 2019 Novel Coronavirus’un bileşenleri üzerinden üretilmiş,
30 Ocak 2020 tarihli Scientific Animations şirketinin tıbbi bir örnek 3D illüstrasyonu.
Görsel ultra strüktürel morfolojiyi tam olarak göstermektedir. S proteini, virüsün adlandırıldığı taç benzeri bir görünümü vermektedir”

Örneğin, Çin’de Wuhan kentinde ortaya çıkan yeni Corona türünün, deniz ürünlerinin satıldığı bir balık pazarı olan “Huanan Deniz Ürünleri Marketinde” ortaya çıktığı iddia edilmiştir. Nedeni ise virüs tarafından enfekte olduğu tespit edilen ilk bireylerin pazarda çalışanlar olmasından kaynaklanmıştır. Ancak, iddiaların aksine İngiltere’de saygın üniversitelerden biri olan King’s College London’da görevli Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Nathalie MacDermott ve diğer bilim insanları virüsün bulaşıcılığı hakkında şunları aktarmıştır;

“Bu virüs, Corona’nın gelişmiş yeni bir türüdür. RNA virüsüdür. Farklı biyolojisi nedeniyle hayvanlardan insanlara bulaşmıyor, doğrudan insanlara bulaşıyor. Şu ana kadar hayvanlardan bulaştığı gözlemlenmemiştir”

Bir insan hücresine bulaştığında ve çoğalmaya başladığında, daha kolay yaygınlaşacak ve daha tehlikeli bir hale gelecek mutasyona uğrayabilir.


Aşağıda Corona virüsünün MERS ve SARS dışında türevleri yer almaktadır;

– HCoV-229E – (Human Coronavirus 229E – İnsan Koronavirüsü 229E)

–  HCoV-NL63  – (Human Coronavirus NL63 – İnsan Koronavirüsü NL63)

– HCoV-HKU1 – (Human Coronavirus HKU1 -İnsan KoronavirüsüHKU1)

– HCoV OC43 – (Human Coronavirus OC43 – İnsan Koronavirüsü OC43)

–  HCoV-n2019 –(Human Coronavirus 2019-İnsan Koronavirüsü 2019)


Resim(02)

 

Yeni Corona Virüsünün (HCoV-n2019) Yan Etkileri ve Enfeksiyon Süreci

Yeni Corona virüsü insan vücuduna girdikten sonra belirli hücreleri ele geçirmeye çalışarak yayılmaktadır. Nedeni ise virüsün kendi kopyalarını üretebilmek için hücrelerdeki proteinlere ihtiyaç duymasından kaynaklanmaktadır. Virüs bu kopyalama işlemi sayesinde tüm vücuda kısa sürede yayılarak, bağışıklık sistemini hızlıca etkilemektedir. Bu sürecin ardından bağışıklık sistemi de vücut sistemine giren yabancı virüsü algılayıp ve çeşitli kimyasallar üreterek virüs ile savaşmaya başlamaktadır. Bu sebeple enfekte olmuş insanlardan bildirilen raporlarda yüksek ateş, kas ağrıları, şiddetli direnç kaybı, kas ağrıları ve solunum yolu yetmezliği gibi durumlar gözlemlenmiştir. Bir başka rapor ise Corona virüsü ile ilgili CDC’nin (Centers for Disease Control and Prevention – Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri) 2007 yılında yaptığı araştırmalarda ortaya çıkmıştır. Araştırmalara göre, orta yaş üstü ve yaşlı insanlar daha fazla ölümcül enfeksiyon riskine sahip olduğu belirtilmiştir. Kuluçka süresi ise 14 gün olarak rapor edilmiştir. Bildirilen vakaların çoğunda ateş, yorgunluk, kuru öksürük, nefes darlığı ve solunum sıkıntısı gözlemlenmiştir. İlk günlerde öksürük, yüksek ateş izlerken sonraki günlerde şiddetli halsizlik ve nefes darlığı gözlemlenmiştir.

Aşağıda belirli Corona virüsü enfeksiyon semptomları yer almaktadır;


– Baş ağrısı

– Öksürük

– Hapşırma

– Halsizlik, yorgunluk

– Nefes darlığı

– Böbrek yetmezliği

– Protein kaybı

– Ateş ve terleme

– İshal

– Burun akıntısı

– Boğaz ağrısı

– Lökopeni (beyaz kan hücrelerinin azalması durumu)

– Görme problemleri

– Kilo kaybı

– Mental (psikolojik) durum değişikliği

 

– Salgın, Yayılma ve Karantina Süreci

2020 Yılında çıkan Corona virüsünden ölenlerin sayısı SARS salgınında ölenlerin önüne geçmiştir. Başlarda Dünya Sağlık Örgütü, panik yapılacak bir şey olmadığını belirtmiştir. Ardından Çin’de bir günde 247 kişinin ölümüne kadar sonuçlanan raporlar durumun ciddiyetinin anlaşılmasını sağlamıştır. Resmi verilere göre virüsten Dünya genelinde 40 bin kişinin hayatını kaybettiği açıklanmıştır. Çin’de Acil Durum Planları ile precast hastaneler haftalar içinde yapılmıştır. Hızlıca yayılan virüsün raporlarında, yaklaşık olarak bir ay içerisinde başta Asya ülkeleri olmak başta üzere Avrupa, Kuzey Amerika ve Okyanusya’daki iki düzineden fazla ülkeye yayıldığı tespit edilmiştir. Bu durumun ardından, Dünya Sağlık Örgütü 30 Ocak 2020 tarihinde küresel olarak acil durum ilan etmiştir. Hızlıca yayılmanın ardından Çin’de“6000” vaka durumuna rastlanmıştır. Bu nedenle Çin’de 23 Ocak 2020 tarihinde, olağan üstü hal ilan edilmiştir. Şehir içi ulaşım yolları, otobüs seferleri, havalimanları, metro ve tren seferleri durdurulmuştur. Özellikle Wuhan bölgesinde yaşayan Çinli vatandaşlara sıkıyönetim ilan edilmiş, bütün girişler ve çıkışlar kontrol altına alınış ve vatandaşların kenti terk etmeleri yasaklanmıştır.

Resim(03)

Türkiye de Wuhan ile Türkiye arasındaki uçak seferlerini durdurmuştur. Almanya, Fransa gibi pek çok ülke de Çin’den gelen tüm yolcuları termal dedektörlerle kontrol etmeye başlamıştır. Elbette o esnada ateşi olmayan hasta kişileri veya henüz kuluçka evresinde olup hastalanmamış kişileri bu şekilde tespit etmek mümkün değildir. Termal Kameralar, ateşi olan kişileri tespit etmek ve diğer kişilerden ayırarak hastalık taşıyıp taşımadıklarına yönelik ileri incelemeleri yapmak amacıyla kullanılmaktadır. Bazı ülkeler ise doğrudan Çin’den gelen bütün uluslararası ticareti ve uçakları durdurmuştur. ABD’de bulunan John Hopkins Üniversitesinin “Coronavirus 2019-nCoV Global Cases by Johns Hopkins CSSE” isimli gerçek zamanlı Corona virüsü harita sitesi verilerine göre, ölenlerin sayılarının 11 Şubat 2020 tarihine kadar Dünya’da “1.018” olduğu belirtilmiştir. Ancak uzmanlara göre gerçek rakamlar, ABD ve Çin hükümetinin açıkladığı rakamların üzerinde olduğu tahmin edilmektedir.

12 Şubat 2020 tarihi ile Corona virüsünün rapor edildiği ülkelerin listesi;

– İsveç, Stockholm

– Almanya, Bavaria

– Finlandiya

– İngiltere

– İtalya

– İspanya

– Fransa

– Birleşik Arap Emirlikleri

– Rusya

– ABD

– Canada, British Columbia, Ontario

– Avustralya, New South Wales, Victoria, Queensland

– Sincan Uygur Özerk Bölgesi (Xinjiang)

– İç Moğolistan

– Nepal

– Tibet

– Hindistan

– Sri Lanka

– Filipinler

– Kamboçya

– Tayland, Bangkok

– Tayvan

– Malezya

– Singapur

– Güney Kore

– Japonya, Tokyo

– Malezya, Kuala Lumpur

– Vietnam

– Avustralya

 

Resim(04)

 

“13 Şubat 2020 tarihli güncel verileri gösteren, Johns Hopkins Üniversitesinin
gerçek zamanlı harita uygulamasından bir görüntü”


– Aşı ve Tedavi Süreci

2020 yılında kadar bilinen bütün Antibiyotikler ve Antikorlar Corona virüsüne karşı etkisiz kalmıştır. Henüz etkin kanıtlanmış bir aşı bulunamamıştır. Hastanın genel durumuna göre gerekli destek tedavisi uygulanmaktadır. Ancak yapılan araştırmalar doğrultusunda SARS virüsü ile yeni Corona virüsünün gen dizilimlerinin, %79,5 oranında benzerlik gösterdiği ortaya çıkmıştır. Bunun üzerine yeni virüsün Corona grubundan geldiği anlaşılmıştır.
Virüsün sınıflandırılmasının ardından ise tedavi süreci daha izlenebilir kolay bir hale gelmiştir. Bu nedenle SARS için bulunan aşıdan yola çıkılarak, %50 oranında yeni bir aşı süreci pozitif ve umut verici olacağı düşünülmektedir. Örneğin Almanya’nın önemli üniversitelerinden olan Berlin Charite Üniversitesi hastanelerinde görevli, Viroloji Uzmanı Prof. Dr. Christian Drostenve ekibi yeni virüsü analiz etmek için ilk testi geliştirdiklerini duyurmuştur. Ardından test, küresel olarak ilgili 120 laboratuvara dağıtılmıştır. Aşı için ilgili araştırmaları sürdüren Drosten şu açıklamalarda bulunmuştur;

“Yeni Corona virüsü, orijinalinden (SARS’dan) biraz daha farklı bir çeşit diyebiliriz. SARS ve Corona virüsünün genomlarını inceleyip, iki virüs arasındaki farklılıkları ortaya çıkarmaya çalışabiliriz. Bu da bilim insanlarının kararında belirleyici bir unsur olacaktır.”

Resim(05)

“Corona’ya muhtemel antiviral ilaçlar için oluşturulmuş, Phyre2 isimli 3D bir ribbion
diyagramproteazmodeli. Richardson Şeması olarak da bilinmektedir. Protein yapılarının
üç boyutlu şematiktasvirlerini göstermek amacıyla kullanılan bir yöntemdir”

Virüsün sivri (S) proteininin hücreye reseptör bağlanmasını engellemek gibi birçok alternatif tedavi metodu araştırılmaktadır. Corona aşısının araştırma sürecinin ise HIV gibi hastalıklara karşı aşı geliştirmekten çok daha kolay olduğu belirtilmiştir. 2020 itibariyle aşı geliştirmeye başlamış ülkeler ve üniversiteler aşağıda bulunmaktadır;

– Çin’de Çin Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi, gerekli çalışmalara başlamıştır.

– Hong Kong Üniversitesi de bir aşı geliştirdiğini duyurmuştur. Ancak henüz hayvanlarda test
edilmediğini açıklamıştır.

-Şangay Doğu Hastanesi ve Biyoteknoloji şirketi Stemirna Therapeutics ile ortak bir aşı
geliştirdiğini açıklamıştır.

– ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü de RNA’ya dayalı ilaç geliştirme şirketi olan Moderna ile bir
RNA aşısı oluşturmak için çalıştıklarını duyurmuştur. 2020’nin Nisan ayına kadar ilk
denemelerin başlayacağını açıklanmıştır.

-Bulaşıcı hastalıkların ve kanserin tedavisini araştıran ABD’li şirket Inovio Pharmaceuticals
da DNA tabanlı bir aşı geliştirdiğini duyurmuştur. 2020’nin yazında Çin ile ilk denemeler için
tedavi operasyonunu beraber yürüteceğini açıklamıştır.

– Avustralya’da, Queensland Üniversitesi de viral proteinler ile genetik olarak Corona
virüsünü taklit ederek, (tersine mühendislik ile) aşı bulmak için çalışmalara başladığını
duyurmuştur. Yani, Avustralyalı bilim adamları Corona virüsünü yeniden geliştirdiler ve virüsü Çin dışında yeniden yaratan ilk bilim adamları oldular. Bağışıklık reaksiyonunu uyararak, virüsün üzerinde genetik bir değişiklik yapabilecekleri moleküler bir aşı üzerinde çalışmaktadırlar.

– Kanadalı araştırma enstitüsü de aşı için 2020’nin Mart ayında seri üretime ve hayvan
testlerine, 2021’de ise insan testlerine başlayacağını duyurmuştur.

Genel olarak, 2020 yılı itibari ile süren bekleme sürecinin yakında sona ereceğine inanılmaktadır. Bilim adamları tarafından ön görülen kesin tedavi ve aşı çalışmaları sürecinin ise bir yıl kadar süreceği ön görülmektedir. Bu süreç nedeniyle ise şüpheli durumların karantinaları günden güne artacak ve daha fazla sağlık personeli ihtiyacı doğuracaktır.

– Korunma, Önlem ve Türkiye’de Acil Durum Hastaneleri ve Önlemleri

Yeni ortaya çıkan Corona virüsünün, en belirgin özellikleri arasında solun yollarını etkilemesi yer almaktadır. Bu nedenle virüsün, birincil olarak havadan yayıldığı yüksek bir ihtimal olarak görülmektedir. Önlem olarak kamu alanlarında maske takmak, eldiven kullanmak öksüren kişilerden uzak durmak başlıca alınması gereken önlemler arasında yer almaktadır (virüs ayrıca temas yoluyla da bulaşabilmektedir). Gerekmedikçe dışarı çıkmamak, enfeksiyon riskini azaltacaktır. 2019 Yeni Coronavirüs tanısı için gerekli moleküler testler ise ülkemizde mevcuttur. Tanı testi sadece Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Ulusal Viroloji Referans Laboratuvarında yapılmaktadır.

 

Azami olarak dikkat edilmesi gereken bireysel önlemler şunlardır;

– El ve yüzün alkol veya anti bakteriyeller ile dezenfeksiyonu (minimal olarak sabun ve su)

– Öksürürken veya hapşırırken ağzı kapalı tutulması

– Grip veya benzeri belirtiler gösteren kişilerden uzak durulmalı

– Yemekler iyice pişirilmelidir (et, yumurta vb. gibi)

– Sokakta bulunan hayvanlar ile temastan kaçınılmalı

(Doğrudan hayvanlar kaynak olmasa da, temas kurmamak dolaylı yoldan bir başkasının teması ve yakınlaşması ile oluşabilecek durumlardan dolaylı risk faktörlerini azaltacaktır. Ayrıca hayvanlarla temas sonrası her zaman için ellerin su ve sabunla yıkanması gereklidir. Böylece hayvanlardan bulaşabilecek diğer enfeksiyonlara karşı korunma sağlanacaktır)

T.C. Sağlık Bakanlığı ve Halk Sağlığı Genel Müdürlüğünün yayınladığı raporda, acil bir Corona virüsü vakası durumunda hangi hastanelerin hizmet vereceği ve hastaların nakil işlemlerinin nerelere yapılacağı açıklanmıştır. Sağlık personeli için hazırlanan raporda ayrıca hangi teknik klinik testlerin yapılacağı, vaka tanımları, acil durum planlamaları açıkça belirtilmiştir.

 

Aşağıda Sağlık Bakanlığının ilgili bildirgeleri yer almaktadır;

Numune alımı ve gönderilmesi sırasında uygulanan güvenlik prosedürleri:


– Alınan tüm numunelerin potansiyel olarak enfeksiyöz olduğu düşünülmeli, numune alma işlemi damlacık, aerosolizasyon çıkaran işlem olarak kabul edilmeli ve kişiler buna yönelik kişisel koruyucu ekipmanları kullanmalıdır.

– Ayrıca numune alan ve gönderen kişiler, enfeksiyondan korunma ve kontrol prosedürleri ve ulusal ve uluslararası enfeksiyöz madde transport kurallarına uymalıdır.

– Numunelerin doğru etiketlendiğinden, istem formlarının doğru bir şekilde doldurulduğundan ve klinik bilgilerin sağlandığından emin olunmalıdır.

– Laboratuvarla iyi iletişim kurulmalı ve ihtiyaç duyulduğunda bilgi edinilmelidir.

– Laboratuvarda numunelerin uygun ve hızlı çalışılması ve yeterli biyogüvenlik önlemlerinin alınabilmesini sağlamak için iletişim ve bilgi paylaşımı esastır.

– Numune göndermeden önce mutlaka laboratuvara bilgi verilmelidir.


Kayıt edilmesi gereken bilgiler:

– Hasta bilgileri – isim, doğum tarihi, cinsiyet, ikamet adresi, iletişim bilgileri, barkod numarası vb. gerekli diğer bilgiler (örneğin; hastane numarası, hastane adı, adresi, doktorun adı iletişim bilgileri).

– Numunenin alındığı tarih ve saat.

– Numunenin alındığı anatomik bölge ve lokasyon

– İstenen testler

– Klinik semptomlar ve ilgili hasta bilgileri (epidemiyolojik bilgiler, risk faktörleri, aşılama durumu ve antimikrobiyal tedaviler).

Olası/kesin 2019-nCoV vakaları ile 1 metreden daha yakında temas edecek personel için gerekli kişisel koruyucu malzeme olarak;

Sağlık kuruluşlarında Standart Enfeksiyondan Korunma ve Kontrol önlemleri uygulanmalıdır. Buna ek olarak uygulanacak temas ve damlacık korunma önlemlerinin uygulanmasına hasta asemptomatik hale gelene kadar devam edilmelidir.

1. Eldiven

  1. Önlük (steril olmayan, tercihen sıvı geçirimsiz ve uzun kollu)
  2. Tıbbi maske
  3. N95 maske (Sadece damlacık/aerosolizasyon çıkaran işlem sırasında)
  4. Yüz koruyucu
  5. Gözlük
  6. Sıvı sabun
  7. Alkol bazlı el dezenfektanı yataklı sağlık kurumları tarafından yeterli miktarda hazır

bulundurulmalıdır.

Hasta Odasının Özellikleri;

– 2019 nCoV hastalığı şüpheli veya kesin vakaların hastaneye yatışlarında standart, temas ve damlacık önlemlerinin alınması gerekmektedir.

– Vakalar mümkünse negatif basınçlı odada takip edilmelidir.

– Negatif basınçlı oda yok ise, hastalar tek kişilik, özel banyosu ve tuvaleti olan, kapatılabilir kapı içeren bir odada olmalıdır (oda havalandırmasında, eğer hepafiltre kullanılmıyorsa hava tekrar iç ortamlara dönmeyecek şekilde havalandırma sağlanmalıdır).

– Tek kişilik odalar bulunmadığı durumlarda kesin 2019-nCoV vakaları aynı odada kohort 14 edilebilir ancak olası 2019-nCoV vakalarının ayrı yatırılması tercih edilmelidir, zorunlu hallerde olası 2019-nCoV vakaları aynı odada hasta yatakları en az 1,5m aralıklı olacak şekilde yerleştirilmelidir.

– Kullanılacak tıbbi malzemeler hastaya özel olmalı, oda dışına çıkarılmamalıdır. Hastalar arasında ortak malzeme kullanımına izin verilmemelidir. Eğer kullanılacak ekipman (örn. steteskop, ateş ölçer) birden fazla hastada kullanılıyor ise her hasta kullanımında temizlenmeli ve dezenfekte edilmelidir (örneğin; etil alkol% 70).

– Tıbbi olarak gerekmedikçe hastaların odadan veya alandan başka bir alana taşınmasından kaçınılmalıdır. Olası 2019-nCoV hastaları için belirlenmiş portatif X-ray cihazı ve/veya diğer önemli tanı cihazları kullanılmalıdır. Ancak portatif tanı cihazları mümkün değilse ve hastanın taşınması gerekiyorsa çalışanlar, diğer hastalar ve ziyaretçiler ile teması en aza indirecek taşıma prosedürleri önceden belirlenmeli ve hastanın transferinde tıbbi maske takılması sağlanmalı ve mümkünse son vaka olarak alınmalıdır.

– Hastanın taşınması sırasında görevli sağlık personelinin uygun kişisel koruyucu ekipman kullanması sağlanmalıdır ve el hijyenine özen gösterilmelidir.

– Hastanın temas ettiği yüzeyler rutin olarak temizlenmeli ve dezenfekte edilmelidir.

Hasta Bakımı ve Tedavisi;

2019 nCoV için spesifik bir antiviral tedavi olmaması, viral kinetiğinin bilinmemesi nedeni ile uygulanan tedavi destekleyici, ikincil enfeksiyonları ve komplikasyonları önlemeye yöneliktir.
Tedavide şunlar önerilmektedir;

– Solunum sıkıntısı, hipoksemi ve şok hastalarına ek oksijen tedavisi önerilmektedir.

– Şok bulgusu olmadığında SARI hastalarında konservatif sıvı tedavisi önerilmektedir.

– SARI’ye neden olabilecek olası patojenlere yönelik ampirik antimikrobiyaller (antibiyotikler, influenza nöraminidaz inhibitörleri, antifungaller) önerilmektedir. Sepsisli hastalara hasta değerlendirmesinden sonraki ilk bir saat içinde antimikrobiyallerin verilmesi sağlanmalıdır.

– Başka bir nedenle endike olmadığı sürece viral pnömoninin veya ARDS’nin tedavisi için rutin olarak sistemik kortikosteroid verilmemelidir. Çünkü gözlemsel çalışmalar SARS hastalarında uygulanan kortikosteroidlerin sağkalım yararı sağlamadığı ancak olası zararların olabileceği (avasküler nekroz, psikoz, diyabet ve gecikmiş viral klirens) rapor edilmiştir.

– SARI hastaları hızlı ilerleyen solunum yetmezliği ve sepsis açısından yakından izlenmeli ve gerekli durumlarda destekleyici tedavi uygulanmalıdır.

– Kritik hastalıkların yönetiminde eşlik eden hastalıklar yönünden yakından takibi çok önemlidir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BULAŞTIRICILIĞI YÜKSEK RİSKLİ HASTALIKLAR REFERANS HASTANELER LİSTESİ;


 

– ABD, CIA, CDC ve Corona Virüs Bağlantısı

COVID-19, (Wuhan Corona Virüsü olarak da biliniyor) 2019 yılı ile ortaya çıkmış olsa da virüsün ilk bilinen dış dünya ile bağlantısı Wuhan şehri olmamıştır. Virüsün ilgili patojen araştırmaları, ABD’de CDC tarafından 2000’li yılların ortalarında izole laboratuvarlarda yapılmıştır. İlk bakışta politik bir iddia gibi gözüken durum, ABD’nin Corona virüsü hakkında 22 Mayıs 2007 tarihli “US 7,220,852 B1” numaralı patentinin ortaya çıkmasıyla iyice alevlenmiştir. Söz konusu “CORONAVIRUS ISOLATED FROM HUMANS” (İnsanlardan izole edilmiş Corona virüsü) başlıklı patent dosyası, ayrıntılı olarak Corona virüsü ailesinin kontamine araştırmalarını içermiştir. Dosyada “Inventors” (mucitler, yaratıcılar) anlamına gelen kısımda, CDC’de viral hastalıklar bölümünde üst düzey görevliPaul A. Rota, Larry J. Anderson gibi isimler yer almıştır. Ayrıca ABD’nin diğer “HHS”(U.S. Department of Health and Human Services – Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığından) isimler de göze çarpmıştır.

Patent dosyasının varlığı ve tarihi yüzünden, virüsün perde arkası küresel bir anlaşma olduğu yönünde şüphelere yol almıştır. Kremlin’den uzmanlarda CIA’nin kabarık Biyolojik Silah Programlarından haberdar olarak aynı görüşü paylaşmıştır (ABD, biyolojik salgın başlatabilecek kapasitede dünyanın en büyük laboratuvarlarına, ekipmanlarına ve üslerine sahiptir). ABD’nin Çin’in popülasyon programı ve ekonomisiyle (ticaret savaşı) bağlantılı olarak, virüsün kasıtlı olarak CIA tarafından salındığı görüşler arasında olmuştur. Bu görüşlere göre yeni bir uzay çağının başlangıcı ile Çin’in Corona virüsünden önce Ay’da büyük bir Helyum 3 ticaretine hazırlandığı da göz önünde bulundurulmuştur. Ancak bu durum uzman görüşlerine göre ticaret savaşından daha büyük bir nedeni barındırmaktadır. Daha sonra mevcut Corona patenti hakkında yapılan açıklamalarda ise patentin aslında “tedavi” araştırmaları amacıyla alındığı söylenmiştir. Ancak, açıklamalar yeni sorular doğurmuştur; ortada bir tedavi varsa ve bu tedaviler geliştirildiyse neden paylaşılmamıştır? ABD’de kontrol altında incelenen bir virüs Çin’de nasıl ortaya çıkmıştır? Bilindiği üzere yapılan patent başvuruları, genellikle üreticiye ait yeni spesifik bir şey üretildiği zaman alınmaktadır.

Resim(06)

 

Patent dosyalarında göze çarpan bir diğer detaylar ise virüsün mikro formu ve araştırmaları olmuştur. CDC tarafından yapılan incelemeler doğrultusunda paylaşıldığı açıklanan ‘yeni’ Coronavirüs’ün patojenik görüntüsünün, 2007 tarihli dosyada bulunan virüsle aynı fiziksel özelliklere sahip olduğu gözlemlenmiştir. Bu da virüsün laboratuvar ortamlarında üretildiği görüşünü desteklemiştir.(Virüsler yıllar içerisinde evrim geçirse bile hücresel boyutta patojenik formları aynı kalmamaktadır).

Aşağıda sol tarafta 2007 yılına ait patent dosyasında, Corona virüsünün görüntüsü bulunmaktadır. Sağ tarafta ise 2020 yılında CDC’nin Wuhan salgını çıktıktan sonra 2020 yılında paylaştığı yeni HCoV-n2019’un (COVID-19) sonradan renklendirilmiş, görüntüsü bulunmaktadır.

Resim(07)


”CDC tarafından çekilmiş, Corona virüsünün elektron mikrograflarında
(mikroskobik) görüntüleri”

 

Biraz daha yapılan incelemelerin ardından 2020 yılında paylaşılan görselin aslında daha eski olduğu ortaya çıkmıştır. Eski görsel, 90º çevrilerek yeniden paylaşılmıştır. Buna göreaşağıda 1975 tarihli orijinal Corona virüsü görüntüsü bulunmaktadır;


Resim(08)

“1975 Tarihli CDC’nin Halk Sağlığı Resim Kütüphanesi arşivinden
bir Corona patojeni görüntüsü”

Ayrıca ilgili patent dosyasında SARS, HCoV-229E, HCov-OC43 ve diğer bilinmeyen virüs grupları ile ilgili testler yer almıştır. Virüslerin potansiyel olarak bulaşıcılığı ve ilgili deneylerde reaksiyon ve anti-reaksiyon süreçleri ele alınmıştır. İlgili “bağışıklık uyarıcı kompozisyon” aşılarından söz edilmiştir. Örneğin dosyada, Corona ve SARS grubu virüslerinin, vücuda enfekte olduğu zaman bağışıklık sisteminin antijen (hastalığa karşı antikor) üretmesini sağlamak ve çözünebilir antijenlerin saptanması için “ELISA – Enzyme-Linked Immunosorbent Assay” (Enzim Bağlı İmmünosorbent Tahlili – Sandwich ELISAolarakta bilinir) yönteminin kullanıldığı belirtilmiştir.

 

Resim(09)

“Patent dosyasının 4. 5. ve 6. sayfalarında yer alan SARS, HCoV-229E, HCov-OC43 ve
diğer virüs grupları ile ilgili yapılan testler ve sonuçları”

 

Antijenlerinin saptanması için etkili bir ELISA yönteminin doğrudan rekabetçi bir yöntem olduğu ve bu yöntem ile virüse yakalanmış bir kişinin kolayca tespit edilebileceği de raporlar arasında olmuştur. Antijenin ve antikorların ise (duruma göre) tamamlanmasının genellikle iki ay süreceği ön görülmüştür.

ELISA yöntemi, bir analitik biyokimya analizi olarak 1971’den itibaren kullanılmıştır. Özellikle biyoteknoloji başta olmak üzere tıp, bitki patolojisi gibi çeşitli endüstrilerde teşhis ve antikor üretimi için uygulanmıştır. ELISA’nın işlem süreciyse şu aşamaları kapsamıştır; Örnekten alınan antijenler bir yüzeyde sabit olarak tutulur. Daha sonra, yüzeye eşleşen bir antikor uygulanır böylece antijen bağlantısı kurulur. Ardından son aşamada enzimin substratını içeren bir madde eklenir (kimyasal tepkimelerin hızını artıran bir biyomoleküldür ve enzim tepkimelerinde bu sürece giren moleküllere substrat denmektedir). Final aşamada gözlemlenebilir bir reaksiyon ortaya çıkar. Genellikle bu reaksiyon, “sinyal” olarak adlandırılan renk değişimi olarak gözlemlenmektedir. Daha sonra ise tespit edilen antikor, biyo-konjügasyon yolu ile enzime bağlanıp, ikinci bir antikor test edilebilmektedir. Aşağıdaki görselde bu işlemin süreçleri yer almaktadır;

Resim(10)


“GenWay Biotech şirketinin oluşturduğu bir ELISA işlem sürecini gösteren illüstrasyon”

Bu araştırma süreçleri genel olarak moleküler biyoloji ve genetik bilime girmektedir. Örneğin bilim adamları genetik aşılama yöntemi ile spesifik olarak duruma göre oluşturulmuş özel aşılar üzerine çalışmaktadır. Körlük, AIDS, kanser gibi çaresi olmayan hastalıklar için etkili tedavi yöntemleri olarak bilinmektedir. Örneğin ABD’nin 1997 tarihli, “US5676977A” numaralı bir patent dosyasında AIDS’in potansiyel tedavi araştırmaları yer almıştır. “METHOD OF CURING AIDS WITHTETRASILVERTETROXDE MOLECULAR CRYSTAL DEVICES” (AIDS’in Tetrasilver Tetroxde Moleküler Kristaller İle Tedavi Yöntemi)başlık dosyada, AIDS patojenlerinin tek seferlik bir aşıda kesin olarak yok edilebileceğinden söz edilmiştir. Tedavi yöntemi olarak diyamanyetik yarıiletken moleküler kristal tetrasilver tetroksitler (Ag4O4) ve gümüş iyodür – klorür kullanılmıştır. AIDS virüsünün patojenlerinin ve bağışıklık baskılayıcı kısımlarının elektrotize edebildiğinden söz edilmiştir. Bu tedavi yönteminin yan etkisi olarak ise biraz hepatomegali (karaciğer büyümesi)  olduğu ancak, karaciğerin yorulmadığı sonuçlar arasında bahsedilmiştir.

Dosyada başta bulunan “Inventors” (mucitler, yaratıcılar) kısmında araştırmayı İsrail, Rehovot’dan Marvin S. Antelman araştırmayı yürüten isim olarak yer almıştır. Uygulanan tedavi süreçlerinden sonra hastaların iyileştiği ve tipik bir bağışıklık sistemi reaksiyonu tepkisi olarak, vücut ısılarının arttığı gözlemlenmiştir.

Gümüş ve gümüş suyu tedavileri ise ilk olmayıp, modern antibiyotiklerden önce 1940 yılına kadar Dünya’da yaygın olarak kullanılmıştır. Modern zamanda kullanılan antibiyotiklerin aksine virüsler, gümüşe karşı direnç yâda bağışıklık geliştirememektedir. Uygulanan tedavi sonrası diğer bakterilerde vücutta etkisiz hale gelmektedir. Örneğin, AIDS’de kullanılan gümüş oksit tedavisi modern antibiyotiklerden farklı olarak, virüsü zehirlemek yerine boğarak etkisiz hale getirmektedir. Ancak, gümüş ile yapılan tedavi yöntemleri etkili bir tedavi olmasının dışında daha sonra ilaç sektörünün bazı zengin aileler tarafından satın alınmasının ardından tamamen kaldırılmıştır veya yasaklanmıştır. Bu nedenle ilaç sektörü, dünyanın en karanlık sektörü olarak bilinmektedir.

Resim(11)

 

2020 yılı itibariyle artık doğru soruları sormanın zamanı gelmiştir…

 

 

Hakan HANÇER

6 Comments

  1. viagra.com

    10 Mayıs 2020 at 19:03

    both excitement [url=http://viacheapusa.com/#]viagra.com[/url] levitra vs viagra viagra.com downtown net http://viacheapusa.com/

  2. canadian pharmacy cialis 20mg

    25 Mayıs 2020 at 01:19

    Having study this I believed it was genuinely informatory.
    I apprize you finding the time and campaign to arrange this enlightening article in concert.
    I once once again retrieve myself spending a slew of clock time both indication and departure comments.
    Just so what, it was however worth it! http://www.cialisles.com/

  3. hydroxychloroquine over the counter usa

    27 Mayıs 2020 at 11:08

    hydroxychloroquine over the counter usa https://hydroxychloroquine1st.com/

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Araç çubuğuna atla