‘’Sarı saçlarını deli gönlüme, Bağlamışlar,çözülmüyor Mihriban.’’ Kahramanmaraş’ın bağrından tüm ülkeye sevdasını duyuran güzel adam:Abdurrahim Karakoç

 

İlkbaharın o içten samimiyetiyle mest olup açan çiçekler gibi gözünü açtı dünyaya Karakoç.Takvimler o gün 7 Nisan 1932’yi gösterdiğinde Kahramanmaraş’ın Ekinözü köyü bir şair daha çıkarmıştı içinden.Tıpkı Karakoç’un dedesi,babası ve kardeşleri gibi.Şairimiz şiir yazmaya çocukluk yıllarında başlamasını kendi ağzından şu sözlerle aktarmış bizlere:
-‘’Çocukluğum şöyle böyle geçti.Kıt imkânlara,kıtlık yıllarına rağmen hâlâ o günleri özlerim.Birçok kimseye o yılları anlatsam,’Özlenecek neresi var? ‘diyebilirler,amma ben hep çocukluk yıllarımı sevdim.Şiir yazmaya küçük yaşlarda başladım.Zaten bizim oralarda her genç şiir yazar.Bu tutku başka bir meşgalenin veya işin olmayışından kaynaklanıyor gibime geliyor. Ben de avareydim, boşluğumu şiirle doldurmaya çalıştım.Benimle şiire başlayanlar yalnızlıktan,yardımsızlıktan dökülüp gittiler.’’

İlk yazdığı şiirlerinden iki tane kitap çıkacak halde olmasına rağmen bu şiirlerini beğenmeyip hepsini yakan Karakoç,1958 yılından itibaren yazdığı şiirleri onu ülkeye tanıtan ‘’Hasan’a Mektuplar’’ isimli kitapta topladı.

Diğer eseleri şu şekildedir:

-El Kulakta (1969)
-Vur Emri (1973)
-Kan Yazısı (1978)
-Suları Islatamadım (1983)
-Beşinci Mevsim (1985)
-Dosta Doğru(1994)
-Akıl Karaya Vurdu (1994)
-Yasaklı Rüyalar (2000)
-Gökçekimi (2000)

Vee gelelim efendim herkesin merak ettiği o konuya.Kim bu Mihriban ? Nasıl bu kelimeleri,bu cümleleri yazdırdı Abdurrahim Karakoç’a ?

‘’Köyde düğün olacak ve köye civardan misafir gelecektir.Her şey kurulur,düğün başlar ve Karakoç bir kız görür,ailesiyle komşunun düğününe gelen misafir kızdır bu.’’Mihriban’’.Misafirlikler ilerledikçe aşk da başlar.Yanmıştır,kül olmuştur Karakoç.Ailesi onun bu halini görür ve hemen kızı bulmak için dört yana haber gönderip,en sonunda o Mihriban’ı bulmuşlardır.Kız istenir fakat bir kez daha yıkılacaktır Karakoç.Mihriban’ın nişanlı olduğunu öğrenir.Ailesinin halinden olumsuzluğu sezen bu güzel adam ailesini tembihler ve bir daha Mihriban’ın konusunun geçmeyeceğini söyler.Yıllar sonra aşk ateşinin sönmediği anlaşılmıştır.Mihriban mektuplar yazar şaire.Karakoç mektup gönderemez belki ama o da Mihriban’ına gazetelerin şiir sayfalarından sesini duyurur.Herkes şiir yazdığını zannederken o,Mihriban’a sesleniyordur aslında.Mihriban,mektubuna ‘’Unutmak kolay mı ?’’başlığını atıp gönderdikten sonra Karakoç son sözlerini döküyor kağıda:

-Unutmak kolay mı deme,

Unutursun Mihriban’ım.

Oğlun,kızın olsun hele

Unutursun Mihriban’ım.’’-

Böyle güzel bir adamdın sen Abdurrahim Ağabey,bize bıraktığın tüm güzel şiirler,bize öğrettiğin tüm sonsuz duygular için tekrar teşekkür ediyoruz sana.Mekanın cennet olsun,huzur içinde yat.

32.349 Comments

  1. Wow! This blog looks just like my old one! It’s on a totally different subject but it has pretty
    much the same layout and design. Outstanding choice of colors!

  2. You have made some decent points there. I checked on the internet
    for additional information about the issue and found most people will go along with your views
    on this site.

  3. wine-boutique.ro

    29 Ekim 2020 at 20:29

    Fabulous, what a web site it is! This weblog gives useful data to us,
    keep it up.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Araç çubuğuna atla