KIBRIS SORUNUNUN GEÇMİŞİ-II

SORUNUN PERÇİNLEŞTİĞİ YILLAR 1964-1983

Bir önceki yazıda 1963-1964 yılları arasında yaşanan olayların Kıbrıs sorununu daha da karmaşık bir hale soktuğunu belirtmiştik. Bu tarihler arasında Kıbrıslı Rumlar, Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı III. Makarios, Meclis Başkanı Klerides ve Akritas kod adlı İçişleri Bakanı Yorgacis’in tasarladığı “Akritas Planı” çerçevesinde sistematik bir şekilde Kıbrıslı Türklere saldırmıştır. Saldırılar neticesinde adadaki Kıbrıslı Türkler adanın %3’üne tekabül eden bir kısmına kadar çekilmiş ve burada yaşamlarını sürdürmeye çalışmıştır. Saldırılar sonrasında ise 24 Aralık’ta Türkiye Cumhuriyeti, taraflar arasında ateşkes sağlanamaz ise bu Türk Silahlı Kuvvetleri’nin müdahalesinin ile sağlanacağını belirtmiştir. 25 Aralık’ta Türk jetleri ada semalarında alçak uçuş yapmıştır. Londra ve Zürih Anlaşmaları kapsamında adada bulunan Türk Askeri Birliği de muhtelif noktalara mevzilenerek denetim altına almıştır. Türkiye’nin Kıbrıs adasına olası müdahaleye karşın yaptığı hazırlıklar NATO’ya da yansıtılmıştır. BM Barış Gücü, tarafların çatışmasını engellemek için adaya çıkmıştır. Fakat bu gelişme çatışmaların devam etmesini engelleyememiştir. Bunun üzerine Türkiye,  Kıbrıs Cumhuriyeti, Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşik Krallık’a birer nota vererek Kıbrıs’a müdahale edebileceğini belirtmiş ve TBMM’den Kıbrıs’a gerektiğinde müdahale yetkisi çıkarmıştır. Türkiye’nin bu girişimi neticesinde Türk literatürüne “Johnson mektubu”[1] olarak geçen mektup nedeniyle, Kıbrıs adasına yapılacak askeri müdahale Başbakan İnönü’nün tabiriyle ertelenmiştir.[2] 30 Aralık 1963 tarihinde ada “Yeşil Hat” diye adlandırılan bir hat ile ikiye ayrılmıştır. Bu hat, Lefkoşa’yı Türk ve Rum kesimi olarak ikiye ayıran, ara bölgeyi de İngiliz birlikleri kontrol altına almıştır. Bu hat, adada iki ayrı yönetimin kurulmasına temel olmuştur.”[3] Nitekim Kıbrıs Türklerinin mücadelesinde çok önemli bir yeri olan Dr. Fazıl Küçük de yaşanan olaylardan sonra her iki toplumun selameti için Kıbrıs’ın taraflar arasında taksimi dışında başka bir çarenin kalmadığını işaret etmiştir.[4]

1965 yılında BM Genel Sekreteri’nin atadığı Ekvatorlu Galo Plaza Lasso’nun raporuna göre, Kıbrıs’ta yaşanan şiddet olayları eski duruma dönmenin mümkün olmadığını, Londra ve Zürih Antlaşmalarının ve Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’nın geçersiz olacağını belirtmiştir. Galo Plaza’nın sunduğu bu rapor, Kıbrıslı Türkleri azınlık duruma düşürebilecek niteliktedir. Türkiye Cumhuriyeti, raporu reddetmiştir. Raporun ret sebebi olarak da Galo Plaza Lasso’nun arabuluculuk yetkilerinin aşıldığını ileri sürmüştür.[5] 1967 yılında, Yunanistan’da huzursuz durumda olan asker, darbe yaparak yönetime el koymuştur. Yunanistan’daki Albaylar Cuntası tarafından başbakanlığa getirilen eski Yargıtay Başsavcısı Konstantinos Kollias, Kıbrıs sorununun çözümü için azınlık haklarını dikkate alarak Enosis’i sağlamak olduğunu belirtmiştir. Fakat Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı III. Makarios, Yunanistan’daki diktatör cunta yönetimini ağır şekilde eleştirdiği için, cunta yönetimi Makarios’u potansiyel bir tehlike olarak görmüşlerdir. Yine 1967 yılında Demirel ve Kollias, Keşan ve Dedeağaç’ta bir araya gelerek Kıbrıs sorunu hakkında görüşmüşlerdir. Kollias, azınlık haklarını dikkate alarak Enosis’i sağlamak istediklerini Demirel’e bizzat anlatmıştır. Kollias, Türkiye’nin albaylar cuntasının önerdiği Enosis fikrini kabul etmesi karşılığında Dikelya üssünde Türkiye’ye hükümranlık hakkı tanınabileceğini fakat bu Dikelya üssünün Kıbrıs’a karşı kullanılmayacağına dair teminat beklediklerini dile getirmiştir. Fakat, Kollias’ın bu teklifi, Türkiye’nin, Enosis’i bir çözüm biçimi olarak görmediğini ve Kıbrıs’ın taraflardan birinin ilhakının kabul edilemeyeceği cevabıyla reddedilmiştir.[6] Makarios her ne kadar Enosis yoluyla Kıbrıs adasının Yunanistan’a bağlanmasını istese de, Enosis’i gayrimeşru bir hükümet ile gerçekleştirmeyi reddediyordu.[7] Bunun üzerine Yunanistan’ın darbeci yönetimi, 1974 yılında ada yönetimine yaptığı askeri darbe ile 1973 seçimlerinden sonra tekrar Cumhurbaşkanlığına seçilen III. Makarios’u devirmiştir.

Darbe haberini alan Türkiye Cumhuriyeti, garantörlük anlaşmalarından doğan haklarını kullanarak adaya askeri müdahalede bulunmuştur. Açıklamayı Başbakan Bülent Ecevit yaparak TSK’nın adaya bir müdahalede bulunması için hazırlık yapmaları talimatını vermiştir. 20 Temmuz 1974 tarihinde Bülent Ecevit, Türk askerinin Kıbrıs’a çıkartma yaptığını, bu çıkartmanın savaş için değil barış için yapıldığını, her iki topluma da barış götürüldüğünü açıklamıştır.[8] İki aşamada tamamlanan bu müdahale ile Türk Silahlı Kuvvetleri, 16 Ağustos 1974 tarihinde Yeşil Hat’ta ulaşmıştır. Müdahale sonrasında yapılan nüfus mübadelesi anlaşması ile adanın kuzeyinde kalan Rumlar güneye, güneyinde kalan Türkler de Kuzeyine geçmiştir.  Hem mübadele ile kuzeye geçen Kıbrıslı Türkler hem de Türkiye’den, adanın kuzey bölgesine giden Türkler, Kıbrıslı Rumlar tarafından boşaltılan hanelere yerleşmişlerdir.

Kıbrıslı Türkler, 1975 yılının şubat ayında Kıbrıs Türk Federe Devleti (KTFD) kurulduğunu ilan etmiştir. Kıbrıs Barış Harekâtının üzerinden uzun yıllar geçmesine rağmen, yapılan müzakerelerde bir sonuç elde edilememesi üzerine, KTFD Başkanı Rauf Denktaş, Ekim 1983’te Kıbrıs’ta yayınlanan Halkın Sesi gazetesine bir demeç vermiştir. “Barış olmasını isteyen her ülke, Kıbrıs Türklerinin kendi kaderini tayin hakkına sahip iki toplumdan biri olduğunu ve Rumların tüm Kıbrıs’ı temsil edemeyeceğini anlamak zorundadır.” demiştir.[9] 6 Kasım 1983’te yapılan Türkiye genel seçimlerinde Anavatan Partisi’nin Genel Başkanı Turgut Özal’ın başbakan olmasıyla, KTFD Başkanı Rauf Denktaş gerekli siyasi desteği almıştır. Kıbrıs Türk Federe Devleti Meclisi, 15 Kasım 1983 günü saat 08.30’daki birleşiminde, bağımsız Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti devletinin ilanı kararını almış ve bunu deklere etmiştir.[10] Denktaş, KKTC’nin bağımsızlık ilanının akabinde BM Güvenlik Konseyine giderek KKTC’nin ilanının sebeplerini anlatmış ve Kıbrıs Türk halkının yadsınamaz kendi kaderini tayin hakkını kullandığını açıklayarak yeni bir barış paketi önerisinde bulunmuş, Genel Sekreterin iyi niyet girişimi çerçevesinde yapılacak müzakerelere de hemen başlama isteğinde olduklarını açıklamıştır.[11] Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Kipriyanu ve Yunanistan Cumhurbaşkanı Papandreu bunun kabul edilemez olduğunu dile getirmiş ve görüşmeleri baltaladığını öne sürüp derhal BM Güvenlik Konseyi’nin toplanmasını talep etmiştir. İngiltere de bağımsızlık ilanını kınamış ve Türkiye’yi, KKTC’yi tanımaması konusunda uyarmıştır fakat Türkiye KKTC’yi tanımıştır. Pakistan ve Bangladeş, KKTC’yi tanımış olsa da Yunanistan ve diğer ülkelerden siyasi ve diplomatik tepkiyle karşılaştıkları için tanımaktan vazgeçmişlerdir.

KKTC’nin kuruluşu, Kıbrıslı Türkler’in çözüm tekliflerine kapıyı kapattığı anlamına gelmemektedir. Nitekim KKTC’nin kuruluş beyanında, federatif bir çözüme açık kapı bırakılmıştır. Fakat, Kıbrıs Türklerinin nüfus olarak adada azınlık durumunda olması ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin mevcudiyetinin devam etmesi, Kıbrıslı Rumlar tarafından ileri sürülerek konfederasyon fikri şiddetle reddedilmiş ve kabul edilmemiştir. Ancak bu durum KKTC ve GKRY arasındaki müzakere girişimlerini durdurmamıştır. Taraflar 1983 yılından sonraki dönemde de çeşitli müzakere girişimlerinde bulunmuştur.

DİPNOTLAR

[1] Johnson mektubunun resmi tercümesine erişmek için, Independent Türkçe’nin internet sitesinin linkini kullanabilirsiniz. “https://www.independentturkish.com/node/85226/haber/55-y%C4%B1l-sonra-johnson-mektubunun-resmi-terc%C3%BCmesi” Erişim tarihi: 16.06.2020

[2] Güneş, Şahin, “Türk Basını’nın 1964 Kıbrıs Olaylarına Bakışı”, İnsan Ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi Cilt: 6, Sayı: 3, 2017, s. 1479

[3]Gaye, Altuner,  “Kıbrıs’ta Yeni Bulunan Enerji Kaynaklarının Kıbrıs Sorunu Çözümüne Etkisi”, T.C. İstanbul Arel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, Mayıs, 2015, s. 14

[4] Hürriyet Gazetesi, 31.12.1963.

[5] Galo Plaza Lasso’nun hazırladığı raporun İngilizce özet metnine, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Basın ve Bilgilendirme Ofisi’nin internet sitesinden ulaşılabilir. https://www.pio.gov.cy/assets/pdf/cyproblem/Galo%20Plaza%20Report%20(Sum).pdf

[6] Baskın Oran, “Türk Dış Politikası Kurtuluş Savaşından Bugüne Olgular, Belgeler, Yorumlar Cilt: I, 1919-1980”, s.736

[7] III. Makarios, Yunanistan’ın adaya yaptığı askeri darbe ile ilgili Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne yaptığı konuşmanın İngilizce tercümesi ve Makarios’un konuşma kayıtları, “http://www.cypnet.co.uk/ncyprus/history/republic/makarios-speech.html”, Konuşma Tarihi:19.07.1974

[8] Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’in 20 Temmuz 1974 tarihli konuşmasına “https://www.youtube.com/watch?v=bWdaNDQKdAI”  internet sitesinden erişilebilir.

[9]Erdem, Karaca, ‘’Türk Basınında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Kuruluş Süreci ve Türkiye’nin Kıbrıs Politikası (1975 – 1983)’’, s.324-328, Ankara, 2010

[10] Milliyet, 16 Kasım 1983, s.1

[11] Tuğba, Hascan, ‘’Kıbrıs Sorununda Çözüm Önerileri De Cuellar PLANI (1984-1986)  Ghali Fikirler Dizisi (1990-1992)  Annan Planı (2002-2004)’’, s.47-48, Ankara, 2016

2 Comments

  1. ปั้มไลค์

    14 Nisan 2020 at 00:57

    Like!! I blog quite often and I genuinely thank you for your information. The article has truly peaked my interest.

  2. These are actually great ideas in concerning blogging.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Araç çubuğuna atla