İÇİNDE DOĞANIN VE TARİHİN GİZEMİNİ TAŞIYAN GÖL ACIGÖL


   Acıgöl deyince Denizli’de aklımıza hemen Soda gelir ,doğrudur Denizli ve Afyon’nun sınırları içerisinde bulunan ülkemizin en sodalı gölüdür. Acıgöl kış aylarında suyunun  büyük kısmını kaybetmiş olarak girer ,ülkemizin en önemli  temizlik için kullanılan soda hammadesinde karşılandıgı  yerdir. Fakat bu gölün gün yüzüne çıkmamaş ve degerlendirilmeyen okadar çok gizli saklı güzeliği ve sırrı vardır ki ,bu hafta sayfamızda sizlere bunları anlatmaya çalışacagız.




               Gölü dolaşmaya Gemiş kasabasından başlıyoruz çünkü gölün en güzel doğa ve tarihi güzelikleri Çardak gemiş kasabası ve Afyon AkpInar köyü arasında yer alan kıyı şeridindedir , öbür kıyı şeridiyse maalesef soda fabrikalarının  havuzlarının işgali altndadır Bu işgal sadece gölün doğa güzeliklerini yok etmekle kalmıyor gölde yaşayan çok sayıdaki kuş çeşidininde yaşam alanlarını yavaş yavaş daraltıyor,Ülkemizdeki sulak alanların durumu göz önüne alınırsa Acıgöl önümüzdeki  yıllarda yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacak.Gölde tespit edilen  kuş çeşitleri ;filamingo,angıt,kılıçgaga,akça cılıbıt,mahmuzlu kız kuşu,gülen sumru ile ülkemizinde içinde bulunduğu RAMSAR SÖZLEŞMESİ-Sulak Alanların Koruması kapsamındaki kuş türlerindendir.Nitekim ne çelişkidir ki kuş türleri koruma altına alınması gereken kuşlar ama, ne göl ne de kuşlar bu kanun kapsamına alınmıyor kaderine teslim yok olmayla başbaşa bırakılıyor.Sadece 2003-2004-2005 yıllarında Av Yaban Hayatı Koruma Sahası ilan edilmiştir. PAKDOS derneğinin  ön ayak olmasıyla yaptırılan Denizli kuş gözlem istasyonu da bu koruma kapsamında pek de işlerlik kazanmadığını da görüyoruz. Bakımsızlıktan ve kırılmış içki şişelerinden nerdeyse içine gırılemez halde bulunan bu yapı maalesef kaderine terk edilmiş durumda.


Kilise tepesi olarak da halk arasında bilinen kuş gözlem bınasının bulundugu tepenin biraz ilerisindeki sur duvarına benzer yapılar dikkatimizi çekiyor burada sistemli bir araştırma yapılarak , böylelikle gölün hak ettiği yeri alması gerektiğini düşünüyoruz.

               Sadece Acıgöl içerdiği kuş çeşidi bakımından göze batmıyor Gemiş kasabasında yer alan halkın cin deliği dediği kaya mezarları yine bu kasabanın üstüne kurulduğu rivayet edilen kayıp ANAVA antik kentinin sırlarını da içinde saklıyor. göl kenarındaki en büyük kaynağın yanında bulunan höyüğün üstündeki çömlek parçaları göze batıyor.Yine   Kadim Türk tamgalarıyla bezeli örnekleri Finlandiya ve Macaristan  Türkenistan’da  bulunan Ardıç mezar başlıkları bu kasabada bulunuyor kasabanın hemen çıkışında yer alan cumhuriyetin ilk yıllarında yapılmış kasaba camii sanki Cumhuriyetin ılk yıllarında camii yapılmamış diyenlerin yüzüne bir şamar gibi çıkıyor.

                                                      


            Yürüyüşümüze devam ettikçe bizi yine  göl üstünde  Flamingo kolonileri karşılarayak bize Türk kültüründeki  Turna türkülerini ve Alevi Türkmen kültüründe hz Ali’nin turnalara benzetildiğini  aklımıza getiriyor.Turnaların Orta Asya dan bu yana Türk kültürüyle özdeşen ve Anadolu kültüründe; şans,bereket,güzellik ve konar göçer yaşayan Türkmenlere yol gösterici,yurt edinici özelliklere sahip olduğunu görüyoruz.Şamanizmde doğa varlıkları kutsallığa ve simgeleşme ile özdeştirildiğinde turnaların uçuşlarındaki aheng taklit edilerek Turna Semahıyla bütünleştirmişlerdir.Turna semahı gittikçe açılan kollarla canların Hak ile buluşmasını anlatır.Eski Türk dervişleri ise; kutsal kuş kanatlarıyla ainler yaptığı hatta alevi kültüründe” don değiştirmek” değimi ile Hacı Bektaşi Veli nin güvercin,Hz Ali nin Turna kılığına girdiği rivayet olunur.Hatta Turna sesinide Hz Ali nin sesine benzetirlir ki; kuzeyden güneye, güneyden kuzeye göç ederken, Anadolu insanından haber götürüp,getirdiğine inanılır. “Kim gördü deryada balık izini, Eğildi öptü Kanber in gözünü, Turnalardan işittim avazını, Turnalar Ali mi görmediniz mi?” (Pir Sultan Abdal) Şah Hatai de, turnanın sesini Hz. Ali nin sesine benzeterek ona ilahi bir kimlik yükler. Yemen ellerinden beri gelirken Turnalar Ali yi görmediniz mi? Hava üzerinde semah ederken Turnalar Ali yi görmediniz mi?(Pir Sultan Abdal) özetle şunu diyebiliriz ki,kuşların yok olması demek tabiat varlıklarının yok olmasıyla birlikte,Anadolu Kültürünün de yok olması demektir.


           Yürüyüşümüze Akpınar köyüne dogru devam ediyoruz bu köy sanki dış dünya ile baglantısı kesilmiş tamamen  Türklerin ilk bu bölgeye göç ettikleri haliyle yaşıyor gibi köyün camisinin oldugu mezarlıkta karşmıza çıkan ardıç agacından yapılma başlıklar çok ılgimizi çekiyor bunlar balbal şeklinde ve farklı tamgaları üzerlerinde barındırıyor yine bunların aynısını Türk ve Avrupa ulkelerinin bazılarında görmek mümkün  Akpınar köyünde göle hayat veren en büyük su kaynağının başında elde çamaşır yıkaya kadınları görünce biraz şaşırıyor birazda fotoğraf çekip yine bu kaynağın başında bulunan kır kahvesınde mola verıyoruz. Üstümüze uçan kuşlara selam edip,  Doğa,Tarih,Kültür ile harmanlaşan Acıgölün bir an önce Afyon ve Denizlide hak ettiği yer almasını diliyoruz.

12 Comments

  1. there coconut oil

    16 Kasım 2019 at 10:29

    Hi it’s me, I am also visiting this website daily, this web page is really good and the visitors are truly sharing nice thoughts.

  2. tinyurl.com

    20 Kasım 2019 at 15:14

    Thanks for sharing your info. I truly appreciate your
    efforts and I will be waiting for your further post thank you once again.

  3. tinyurl.com

    21 Kasım 2019 at 18:09

    I like the valuable info you supply in your articles. I
    will bookmark your weblog and check once more right here regularly.
    I’m quite sure I’ll be informed a lot of new stuff
    proper right here! Best of luck for the following!

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Araç çubuğuna atla