YENİÇERİ AĞALARINDAN SULTAN SÜLEYMAN’A MEKTUP

Sultan Süleyman’ın pek sevgili hasekisi, zevcesi Hürrem Sultan, diğerlerinden daha çok sevdiği oğlu Bayezid’in, babasından sonra hükümdar olmasını istiyordu, bunun için annesi ayrı olan büyük şehzade Mustafa’nın ortadan kalkması gerekiyordu. Bu hususta damadı Rüstem Paşa ile zevcesi Mihrimah Sultan da çalışıyordu. Bir vesikaya göre Rüstem Paşa, şehzade Mustafa’nın imzasını taklit ederek onun İran Şahı Tahmasb ile dostluğuna dair mektuplar uydurmuştur, ve böylece şehzade Mustafa’nın idamına giden yol açılmıştır. Kanuni, İran’a sefer kararı alır ve şehzade Mustafa’nın da gelmesini ister . Ordu İstanbul dan yola çıkar ve Konya da otağ kurulur. Kendisini Konya da bekleyen babasının yanına doğru şehzade Mustafa da Amasya dan yola çıkar ve Konya ya vardığında idam edilir. Ordugah karışmış , şehzade Mustafa’nın ölümüne sebep olanı Rüstem Paşa olarak gören yeniçeriler, Paşa’nın kellesini isterler. Kanuni Sultan Süleyman ise Rüstem Paşayı azlederek onu ordugahtan payitahta gönderir. Yeniçeri ağaları bunun üzerine Kanuni Sultan Süleyman’a çok ağır bir mektup yazarlar. Yazdıkları bu mektupta ismi geçen ve şikayetçi oldukları ağa, Rüstem Paşa’nın göreve getirdiği Ahmet ağa olduğu anlaşılıyor. Şimdi 16.yy’a doğru, Sultan Süleyman Han’ın 65 yaşında olduğu döneme bir serüvene çıkıyoruz. Ve göreceksiniz ki Kanuni gibi bir padişahı eleştirmek, bugün devlet ricalini eleştirmekten daha kolaydır.

YENİÇERİ AĞALARININ SULTAN SÜLEYMAN HAN’A GÖNDERDİKLERİ MEKTUBUN SURETİ

 Devletlü hünkârın ayağı toprağına yeniçeri kullarının arzuhali budur ki …

    Hâliya(şuan) ağamız olan kimesnenin(kimsenin) elinden âciz ve fürumânde kaldık .Âl-i Osman peyda olalu(ortaya çıkalı) ve yeniçeri, yeniçeri olalu böyle zalim,böyle haramzade müfsid(bozguncu), suret uğrusu şeytan sofusu, azyemez ağa ne gelmiştir  ne gelecektir; bunun zamanında yeniçeri olmaktan gâvur olmak yeğdir.

    Devletlü Padişah! Sen bunu adam sanursun; bu adam değildir . Şeytan aleyhüllâne kendisidir. Hayf yazdık, senin buna ittüğin(ettiğin) itikada. Hâşâ ve kellâ bu , senin terbiyende büyümüş ola. Yazuk değil midir ?. Ne hak bilür(bilir) ne şeriat bilür zalim bir müfsiddir. Evvela her kim bunu ortaya getürüb ağa olmasına sebep oldu ise Allah’ın merhametinden mahrum ola. Gün olur mu ki seni malzemeye koymıya(koymaya).

    Bigünâh bunca kişinin dirliğine mani olup ve nice kimesnenin dahi katline sebep olur; âhirette bunun cevabı senden mi talep olunur, yoksa kendisinden mi? Niçin görmezssin, Padşâh-ı alem-penâhsın, hak katında ne cevap vereceksin?. Nerede bir oğlan(genç asker) var ise ilerü çeküp , yaban oğlanlarına yayabaşlık ve bölük başlık virüb(verip), kande(nerede) bir ihtiyar var ise bir bahane ile ya Erzurum hisarına veya dizdarlığına(gardiyanlığına) çıkarır oldu; atan ve deden zamanında yeniçeri kullarının bir günahı oldukça Rumelinden gayrı yere çıkarılmazlardı. Bu ağanın zamanında Erzurum’a gider oldu, kızılbaşlığa gitmesi kolay olsun deyu. Teftiş eylen,görürsiz.

   Bu ağa zamanında ulüfesi kesilen yeniçerilerin kaçı kızılbaşa çıkıp gitmiştir. Elhamdülillah İslam Padişâhısın, her ne yire(yere) kasd etsen elün yeter . Bu mel’un, ağa olmazdan evvel kızılbaş ne miktar tüfenklüye kadir idi, şimdi ise ne kadar tüfenklisi vardır. Bu ağa zamanında gidilere dahi sancak verülür oldu; Kuyumcu Kasım ki kendüye üsküfler ve kemerler işlemekte. Bunca kulların var li kimi atan ve deden kuludur. Ol zamandan beru taş yasdanup, toprak döşenüb hizmette dururlar, anlara(onlara) ancak bunlar müyesser olmaz. Kuyumcu Kasım gibi kızı sohbette gidilikle meşhur iken ana(ona) sancak verirsin.Gafilsin.

   Bu mel’unun kangi(hangi) fesadını ve kangi kabahatini idelüm, feemma(kaldı ki)ol hacetimiz değildir, ancak canumuz acıdığından söylerüz. Bizim günahumuz nedir ki bu macar kâfiri ki dün gâvurdan gelmişi, henüz tomuz(domuz)eti ağzında koka duruyor, bize havale idesin . Nâhak ırzımızı ve namusumuzu paymal edip türlü türlü hakaretler eder. Eğer günahımız var ise kendi elin ile bizi öldür, bir uğurdan kurtulalum.Âdil Pâdişah oğlusun.Atan kimesneye itimad etmezdi.kulun ahvalini kendi görürdü. Sen bir alay zalime itimad edüp irha-i inan(dizginleri eleverme) etmişssin.Anların ise eksükleriş değildir, her kangisine(hangisine) varup halmizi ağlayalım,  elhasıl sabır ve takat kalmadı. Bıçak söküğe erdi, gayetle canumuz acıduğundan sana arzıhal-ı itdük. Ya bu zalimi bizden gider bizi bunun şerrinden halas eyle yahut bir külli fesad ederiz, nice can telef olup nice Müslümanın rızkı zayi ola, ırz ve namusa halel geldüğinden gayrı hak katında dahi mes’ul olursun, vebali boynuna.

   Elhasıl sözün doğrusunu söylerüz. Senden dahi ve oğullarından dahi ve paşalarundan dahi bizar olduk. Bir fesad iderüz ki Mustafa Ağa zamanında olan fesad bunun zerresi ola nolaydı. Sultan Mustafa ölmekten biz kırılaydık. Senden sonra bu oğulların dahi senin yirüne gelüb anların zamanında böyle bir acemi gavurdan gelmiş hudu sütlü bilmez oğlan gelib ağa olub bize nahak böyle eza ve ceza idib hor ve hakir olsavuz gerek. Hem ahır ömründür. Allah’ tan kork, bizim halimizi gör. Adam kıtluğı değildir, bu haramzadeyi üzerimizden gider, şerrin def eyle ve illa olacağını biz dedik, sonra günah bizden değildir ve bu hususta bir mufassal kağıt dahi Rüstem Paşa’ya ve Ali Paşa’ya atub dururuz, anları göresiz. Vay bize ne devletsüz başımız var imiş ki Sultan Mustafa gidüb biz kalmak. Bari ol sağ imişse, iş bir türlü dahi olurdu. Evvela bu bizüm çekdüğimiz nedir? Buna kim katlanur. Her gece odaya geldüğimizce koyun bıçağa gider gibi ardumuza bakup dururuz ki bu gece kimin beratı gelür deyu.

   Gel Devletlu Padişah nola Padişah oldun ise hele bu kulların halin dahi insaf eyliye. Böyle bir zalimi havale eyleyip hor ve hakir ettirmek olmaz. Bu miskinlerin içinde nice emekdarlarun vardır, bize dahi hayf değil midir? Sen esirgemezsen ya bizi kim esirgesün. İleru zaman yeniçerileri gibi şarabta, avratta ve oğlanda değilüz, kavga ve galebede değilüz, beş vakit namazımızda ve hayır duanızdayüz, belki fesad ve şenaat eden yine bir kaç dinar vermekle eyü olur; biz mücrim ve günahkar oluruz. Vallahilazim adımız yeniçeridir. Şare (şehre) pazara çıkamazız. Bu ağanın zamanında şöyle hor ve hakir olduk ki şartla ve pazarda at oğlanı bizi döğer oldu, korkumuzdan kimesneye söyleyemez olduk. Allah’tan reva mıdır?.Geçende kenduye bir kağıt yazub atduk, bulayki(bula ki) insafa gele deyu. Ezayı ve cefayı dahi ziyade etmeğe başladı, meğer senin rızan var ola ki böyle itler. Eğer senin dahi rızan var ise malum oldu ki açıkla (açıkca) bu taife bir fesad ettikleri ister imişsin? Bunu dahi fehmetmez misin ki bunun körlüğüne şehre od(ateş) atalar,son nedamet faide etmez mi? Bu ezaya biz mütehammil olmayup bu macar gavurun çoktan hakaretle depeler idük, lakin senin ırzını sakınıp yolundan sana arz itdük, eğer giderdik kavgayı def itdük hoş ve illa olan fesadın ve fitnenin vebali boynuna olur bilmiş olasın. Dahi durub bakmak olmaz, vallah vallahi fesad ideriz onat âgâh ve haberdar olasın.  Sayirlerde şaraba yasağ idersin, sofu deyû itimad ettiğün ağa yalıda kaç meyhane ihdas etmiştir teftiş eylen göresiz.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Araç çubuğuna atla