Milli Kimlik ve Milliyetçilik

Milliyetçilik

 

Milli kimlik tarih içerisinde hakedilmiş bir vatan toprağı’nda(milli coğrafya) ortak dil,inanç ve hafıza üzerinde inşâ edilen bir olgudur.

 

Alman filolog Johann Gottfried Herder’in “das Volk” teorisinde ilk ve doğal topluluğu anlatmaktadır. “das Volk”u birleştiren ve kültürel bir topluluk olarak sınırlarını çizen en önemli aidiyet işareti dil olduğunu öne sürmüştür. Herder’e göre bütün insanların ait olduğu bir kültür vardır; ve bütün kültürler aynı ölçüde iyi ve aynı ölçüde eşsizdir. Her bir bireyin aidiyeti bulunduğu bir topluluk vardır; ve dil gibi kültürel elementlerle bireyin aidiyetinin bulunduğu topluluk ortak bir kimlik yaratır.

 

Benedict Anderson’un ise “Hayali Cemaatler” kitabında anlattığı, yazılı dil, millî kimliklerin oluşturulmasında çok önemli bir yere sahiptir. Yazı, bir toplumdaki bireylerin ortak dayanışma hissetmelerini sağlayabilecek bir rol de üstlenmektedir. Bir toplumda okuma yazma bilmeyenlerin oranı hayli yüksek olsa bile, o toplumda yazı, millî bilincin güçlendirilmesine katkı sağlar. Yazılan şeyi okunduğu zaman anlamak, bireyi toplumun bir parçası olarak algılamaya zorlar. Bir milletin sınırları dışında bulunmak çok sık olarak bir iletişim sorununa yol açar. Bir toplumda yabancı olmak, öncelikli olarak iletişim eksikliği içerisinde bulunmak ve giderek toplumdan dışlanmak anlamına gelmektedir. Bu yüzden aidiyet bağlamında,dilin rolü oldukça büyüktür.

 

Benedict Anderson, kitap adının da belirttiği gibi, millet kavramını hayal edilmiş bir topluluk olarak niteler. Bir millet hayal edilmiştir, çünkü en küçük millete ait olan bir birey bile ait olduğu milletin diğer bireyleriyle hiçbir zaman tanışamayacaktır. Buna rağmen, o milletin bireylerinde ortak bir topluluk olduklarına dair imgelem her zaman yer alacaktır. “Hayali Cemaat” kavramı millî kimliği zihinsel bir süreç olarak betimler. Görece olarak yeni bir konstruksiyon olsa bile, bir millette bulunan en önemli psikolojik mekanizma, sanki sonsuzluğun doğal bir parçası olarak belirir.

“Anthony D.Smith”

Anthony D.Smith de, millî kimliğin kollektif bir kimlik olduğunu ve bir millete bağlı olarak ortaya çıktığını vurgular. Anthony D.Smith’e göre, millî kimliğin en önemli işlevi, insanın içinde yaşadığı kaosu düzenlemek amacıyla, zaman ve mekan içerisinde bir çerçeve oluşturmaktır.

 

 

Milli kimliği oluşturan unsurlardan biri olan dil konusunda ülkemizde bazı görüş ayrılıkları yaşanmaktadır.Bu ülkede isteyen istediği dili,tabii ki konuşabilsin,öğrenebilsin,öğretebilsin,resmi alana taşımaya kalkmadan istediği biçimde kullanabilsin;fakat kimse unutmasın ki,ortak mâneviyat ve medeniyetimize vâris olmak için,etnik olarak hangi kökten gelirse gelsin,bu coğrafyadaki Kürt’ün de Çerkez’in de Laz’ın da Gürcü’nün de en çok ihtiyacı olan şey Türkçedir.

 

Türkçe bu milletin kültür,tarih ve medeniyet kodlarıdır.

 

Etnik bir grubun ana dilini yasaklamak ne kadar haksız ve abes bir anlayış ise ülkenin sadece resmen değil fiilen de ortak iletişim dilinin dışında kalan etnik dilleri resmi alana taşımaya ve bu zeminde siyasi mücadele yürütmeye kalkmak da o kadar haksız ve abes bir yaklaşımdır.Bu gün Kürtçe,yarın başka etnik dilleri resmi alana taşıma gayretleri,fiiliyatta ayrılık ve gün geçtikçe de bölünme fikrini vurgulamaktan başka hangi gayeye hizmet edebilir ki?

 

Bir millet için ideal olan, kardeşlik, otonomi, birlik ve otantiklik üzerine kurulmuş bulunan, sosyal ve bölünmez bir bütünlüktür. Törenler, bayrak gibi semboller, madeni paralar, millî marşlar, anıtlar ve millî folklor bir milletin üyelerine ortak kültürel mirası ve birliği hatırlatır. Anthony D. Smith, milletlerin etnik grupların politikleşmesi sonucunda ortaya çıktığına da vurgu yapmaktadır. Millî kimlik, belirli bir etnik grubun kültürel bilincinin güncellik kazanmasıyla ortaya çıkabilir.

 

“Artvin Atabarı oyunu”

Milli değerlerimiz de kimliğimizi oluşuran unsurlardandır.Bugün bir Elazığ Harput musikisi de,bir Kayseri mantısı da,bir Artvin Atabarı da,bizim çok kıymetli değerlerimizdendir.Değerlerimizin hepsi bizimdir.

 

Kurtuluş Savaşında mücadele veren Diyap Ağa’da bizim milli bir şahsiyetimizdir Sütçü İmamda.Enver Paşada bizimdir Abdulhamid Han da.Ayrışmaya gerek yok.Bunlar bizim kültürel zenginliklerimizdendir.

“Çam da bizim kozalak da”

 

Mimari,Halk oyunları,Kültür-Sanat anlayışımız,Yemeklerimiz,Gelenek ve göreneklerimiz,Tasavvuf büyükleri…vs Anadolu mayasının özünü oluşturur.

 

MİLLİYETÇİLİK

 

Bu başlığı “Milli Kimlik”konusu bağlamında anlatacak olursak:

“Bizim milliyetçiliğimiz ete,kemiğe,kana veya ırka değil bizi millet yapan kültüre dayanır.”diyen merhum Muhsin Yazıcıoğlu aslında bu sözü ile birçok filozof,aydın ve bilim insanıyla aynı noktada buluşmuştur.Ete,kafatısına ve ırka dayanan olgu ırkçılık diğer adıyla faşistliktir.İslâm’da  kesin bir şekilde reddedilen ırkçılık asla milliyetçilikle karıştırılmamalıdır.

 

Hz. Peygamberin (sas) yaşadığı dönemde, cahiliye toplumunda var olan bir kabileye kayıtsız şartsız itaat düşüncesi ile ahlâkî değerleri kuşatmış olan asabiyet anlayışı, aslında ırkçılığın basit bir şeklidir. Asabiyet, soy üstünlüğünü, kabileciliği, başkalarının neseplerine hakareti öngören bir anlayıştır. Modern zamanlarda kabilecilik ve asabiyet düşüncelerinin yerini daha geniş ve ileri boyutta olan ırkçılık zihniyeti almıştır. Temelinde insanları, iradeleri dışında sahip oldukları özelliklerinden dolayı kınamak, ayıplamak, aşağılamak ya da aksine yüceltmek, kendisi gibi olmayanları ya da kendisine benzemeyenleri ötekileştirme düşüncesinin yattığı ırkçılık, tarih boyunca çeşitlenmiş, insanların huzurunu, birlik ve beraberliğini bozan, parçalanma ve bölünmelere, zulüm ve sömürüye neden olan bir hastalık halini almıştır.

 

İslâm Peygamberi (sas) bu gerçeği, insanlık tarihine altın harflerle yazılan Veda Hutbesi’nde “Ey insanlar! Şunu iyi bilin ki, Rabbiniz birdir, atanız birdir. Arap’ın Arap olmayana, Arap olmayanın Arap’a, beyazın siyaha, siyahın beyaza üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvadadır.” (İbn Hanbel, V, 411) sözleriyle dile getirmiştir.

 

Peki bize göre Milliyetçilik nedir?

Milliyetçilik,”Kişi kavmini sevmekle suçlandırılamaz”(Ahmed b. Hanbel, 4/107; Mecmau’z-zevaid, 6/244) Hadis-i Şerifinden yola çıkarak tarih boyu İslama en büyük hizmeti yapma şerefini elde etmiş olan Türk Milletini sevmektir.

“Mustafa Çalık hocanın Milliyetçilik tanımı”

Milliyetçilik:

-Sorumlu ve şuurlu bir vatanseverliktir.

-Milli ve mukaddes değerlere sahip çıkmaktır.

-Üretmek,düşünmek toplumsal fayda sağlamaktır.

-Tarih ve coğrafi bir şuurdur.

-Vatanın her türlü zenginliğini tahrip ettirmemektir.

-Milli değerleri ve zenginlikleri evrensel kriterlere ve markalara dönüştürme yolunda çalışmalar yapmaktır.

-Türk ve İslam dünyasına hizmeti esas görev bellemektir.

-“Vatanını en çok seven işini en iyi yapandır.” bilinciyle hareket etmektir.

 

Konunun mahiyeti biraz geniş olduğu için eksik kalmış yerler illaki vardır.Tahlil ve tenkidinize sunuyorum.Diğer yazılarda buluşmak dileğiyle…

 

Ahmed Şamil AVCI

ASÜ /Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi

 

 

KAYNAKÇA

-Mustafa Çalık,Milli Kimlik Milliyet Milliyetçilik,Cedit Neşriyat,Ankara,2016.

-Prof.Dr. Mehmet Görmez, DTDV E-Dergi, 2013, Sayı 5

İsmail Hakkı Aksoy,Milliyetilik tartışmalarına başlangıç için teorik bir çerçeve,2007

 

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Araç çubuğuna atla