Çocuklara Uygulanan Psikolojik Şiddet: EYS

Cinsel, fiziksel, ekonomik istismarlardan çok daha yaygın ve belki de onlardan daha da zarar verici bir istismar türü toplumumuzda hala bilinmiyor: DUYGUSAL-PSİKOLOJİK İSTİSMAR ya da kısaca “psikolojik şiddet”. İnsanlarda psikolojik gelişim daha uzun süreçlidir. Bu nedenle çocuklar özellikle ebeveynleri tarafından yapılacak duygusal-psikolojik istismara karşı savunmasızlar ve çok kolay kandırılabilirler. Üstelik bu istismarın tespiti kolay değil ve hala yasalarda yeri yok. Duygusal-psikolojik istismara en çok boşanmalarda rastlanılır. Boşanan çiftler arasında husumet oluşması sık rastlanan bir durumdur. Eğer çocuk varsa bu husumet devam eder. Eşler bu husumeti bilerek ya da bilmeyerek çocuklarına bulaştırırlar. Diğer ebeveyn aleyhinde yapılan olumsuz konuşmalar bile çocuğu etkiler.

İlgili resim

Bazı ebeveynler çoğu zaman daha da ileriye giderek çocuğu eski eşe karşı bir silah olarak kullanırlar. Eski eşten intikam almak, ona acı çektirmek için çocuğu doldururlar, beynini yıkarlar. Bu duygusal ve psikolojik taciz sonucunda çocuk diğer ebeveynden uzaklaşır, ona yabancılaşır, soğuk, mesafeli ve politik davranmaya, hatta onu kötü, tehlikeli biri olarak algılamaya, onu görmeyi reddetmeye, en uç boyutta iftira atmaya başlar. Boşanmalarda “olan çocuğa oluyor” sözü eskiden beri söylenegelir. Ama çocukların yaşadıkları konusunda bırakın toplumu, konuya sahip çıkması gereken uzmanlarda bile -çok ama çok az olan istisnalar dışında- farkındalık ya da onlardan beklenen bilimsel bakış açısı yok. Çocuklar çektikleri acıyı, yaşadıkları travmayı dillendirmekten hatta anlamaktan bile acizler. Çok eskiden beri yaşanan ama sıradan, adi bir vaka olarak değerlendirilen, çocuklu boşanma sonrası çatışmaların %90’ında rastlanılan bu durum, yurt dışında 80’li yıllarda başlayan inceleme ve tartışmalar sonucunda “Ebeveyne Yabancılaşma Sendromu” (EYS) olarak adlandırılmış.

İlgili resim

İsmi konusunda bile tam bir fikir birliğine varılamamış olsa da tıp literatürlerine girmiş. Gelişmiş ülkelerde kanunlar nezdinde “suç” olarak kabul edilip çeşitli yaptırımlar öngörülmüş ve bu konuda bilimsel bir bakış açısı geliştirilmiş. Sorunun çözümü yönünde çok güzel uygulamalar geliştirilmiş, vakıflar kurulmuş. Mahkemelerde ve tedavilerde EYS konusunda hassas davranılmış. Bizde ise ne yazık ki devlet kurumlarının EYS kavramından haberi bile yok henüz. Acı ama gerçek, bu durumdaki çocuklara yanlış tanılar konuyor, hatta antidepresan ilaçlar veriliyor. Dahası bu konuda bilgisi olmayan uzmanlar farkında olmadan yabancılaştırıcının bir aracı haline gelip EYS’nin daha da derinleşmesine sebep oluyorlar. Çocuğu diğer ebeveynden soğutmak ve kendine bağlamak için onu şımartıcı davranışlarda bulunmak, boşanmanın sorumluluğunu diğer ebeveyne yüklemek, çocuğun hastalandığını ya da okuldaki müsamere gibi bazı faaliyetlerini diğer ebeveynden gizlemek gibi tutumlar en basit yabancılaştırıcı taktiklerindendir. Çocuğu göstermekte zorluk çıkarmak ve diğer ebeveynin icraya başvurmasına yol açmak en bilindik yabancılaştırıcı taktiğidir. Bu basit faaliyetler sonucunda çocukta diğer ebeveyn hakkında olumsuz düşünceler filizlenir. Diğer ebeveyni dikkate almamaya, önemsememeye başlar ve en basitinden diğer ebeveynin çocuk üzerindeki etkinliği ve rol modelliği sarsılır. Bu nedenle yabancılaşmanın fark edildiği ilk anda tedbir almak gerekir. Bu açıdan bakıldığında ülkemizde belki yüzbinlerce EYS vakasının olduğu söylenebilir. EYS’nin ileri aşamalarında çocuğa sorulduğunda onunla görüşmek istemediği, onu sevmediği ve bunların kendi fikri olduğu cevapları alınır. Çocuğun düşünce sistemi tamamen tacizci ebeveyn tarafından şekillenir.

PSİKOLOJİK ŞİDDET çocuk ile ilgili görsel sonucu

Hayatındaki en önemli iki varlık olan “anne” ve “baba”dan biri elinden alınmış, kalbinden, aklından silinmiş olur. Çocuk yetişkin olduğunda bu durum ya kalıcı olur, ya da büyük pişmanlık duyar. Bazen de tacizci ebeveyne tavır almaya başlar. İlişkinin normalleşmesi çok büyük efor gerektirir, çoğu zaman birer yabancı olarak kalırlar. Çocuk açısından ciddi dram, hatta travmalar yaşanır. Çocukların dile getiremediği acı verici ve yıkıcı bu durum tedavi gerektiren bunalımlara yol açar. ABD’de yapılan son araştırmalarda ileri derece EYS yaşayan çocukların, kişilik bozukluğu ve diğer psikiyatrik rahatsızlıklara yakalanma oranının 12 kat, madde kullanma oranının 20 kat, suça karışma oranlarının ise 6 kat arttığı görülmüştür ki bunlar korkunç rakamlardır. Çocuk kendisini çevresinden soyutlar, Sürekli yalnız kalmak ister, Güvensizlik ve terk edilmişlik hissi yaşar, Gerçeklik algısı bozulur, Depresif kişilik geliştirir, Okuldaki başarısı düşer, Asabiyet, ilgisizlik, karamsarlık ve şiddet eğilimi başlar. EYS’nin bir de ebeveyn tarafı var. Çocuk bir süre sonra bu durumu kanıksar. Ama ebeveyn çocuğunu özler, görmek ister, çocuğuna ulaşmaya çalışır, bu durumu tekrar tekrar sürekli yaşar. Sevgisini, özlemini bastırmayı başarabilse bile sorumluluk duygusunu yadsıyamaz. Hayatı zindan olur, ne iş hayatı kalır ne de özel hayatı…

Ercan AKPINAR

Dünya Çocuk ve Gençlik Derneği (DÜÇGED) Genel Başkanı

58 Comments

  1. how to get help in windows 10

    21 Temmuz 2019 at 07:40

    What’s up to all, how is the whole thing, I think every one is
    getting more from this web page, and your views are good in favor of new viewers.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Araç çubuğuna atla