Tutsak Özgürlük (Hikâye)

  • TUTSAK ÖZGÜRLÜK

Gece yarısı, pencerenin önündeki nergisin dışarıyı izlediğini fark etmiştim. Adeta sırtını bana dönmüştü ve pencerenin camına yapışmış bir halde dışarıda olup bitenleri izliyordu. Hemen yanındaki pembe gül de ona eşlik ediyor, yapraklarının arasından sanki nergisten daha da meraklı bakınıyordu. Şaşırmıştım. Hareketlerine anlam veremediğim bu iki çiçek, birden kendi aralarında bir şeyler konuşuyorlar ve ara ara birbirlerine dışarıyı gösteriyorlardı. Gözlerime inanamıyordum, bir anda heyecanlanmıştım. Hatta ilk olarak bunun bir rüya olduğunu düşünmüş ama ilerleyen süreçte yanıldığımı anlamıştım. Hayır, bu bir rüya olamazdı, düpedüz çiçekler konuşuyordu. Üstelik benden haberleri yoktu. Sessizce, çıt bile çıkarmadan, yerimden kalktım ve ağır adımlarla sinsice yanlarına doğru sokulmaya karar verdim. Ama ne yazık ki pembe gül beni fark etmiş gibiydi, birden başını kalırdı ve anlamsız bir şekilde gülmeye başladı. Hayretim artıyor, bu sıra dışı olay beni daha da heyecanlandırıyordu. Gül anlamsızca çıkardığı seslerle gülmeye devam ederken nergis dışarıyı gösterdi ve birden o da gülmeye koyuldu. Acaba dışarıda ne vardı? Bu iki tatlı çiçeği çılgınlar gibi güldüren neydi?..

Artan meraklarımla birlikte ağır adımlarla yanlarına iyice sokuldum. Beni fark etmesinler diye nefes bile alıp vermiyordum. Onlar ise gülmekten iyice kendilerinden geçmiş, karınlarına ağrı girmişti. Yorgunluktan çukurlaşmış gözlerimi iyice açarak ben de dışarıya bakmaya koyuldum. Gözlerime inanamamıştım. Bu nasıl mümkündü! Olamazdı, böyle bir şey olamazdı. Birden hiç düşünmeden kahkaha attım. Nergis ve pembe gül neye uğradıklarını şaşırmış ve ürpertiyle bana dönmüşlerdi. İkisinin de gözleri fal taşı gibi açılmış, suçüstü yakalanmış gibi buruşturmuşlardı kaşlarını. Korku içinde bana bakıyorlardı. Bense ağzım açık kalmış, gülmeyi bırakmıştım. Sessizliği bozmak için “Şey!..” dedim, daha cümlemi dahi tamamlamamışken nergis ve gül hemen vazodaki eski hallerini almışlardı. Sanki az öncesine kadar gülen, dışarıdaki çılgın yaratığı seyreden onlar değildi. Ne yapmıştım ben. Sesli kahkaha atmanın hiç te sırası mıydı şimdi. Sinirlenip, kendime kızdım. Fakat gözüm bir anda yine dışarıdaki çılgın yaratığa kaydı ve tekrar kahkaha atmaya başladım. Ben gülerken “Bakın, bakın!” diye nergis ve güle dışarıyı gösterdim. Kendilerini daha fazla tutamamış onlar da gülmeye bıraktıkları yerden devam etmişlerdi. Yanlarına eğildim ve pencerenin camına iyice yapışarak üçümüzde dışarıdaki çılgın yaratığı seyrediyor, üstelik gülmekten kendimizi tutamıyorduk. İyice başımız dönmüş, afallamıştık. Birden tüylerim kabardı, sebebini bilmediğim bir nedenden ötürü kanadım tutuşmaya başlamıştı. Telaşa kapılmış, gürültülü bir ciyaklama çıkmıştı ağzımdan. Korkumdan bir o pencereye çarpıyor, bir diğerine çarpıyordum. Ama bir türlü ateşi söndüremiyordum. Neyse ki kanatlarım iyice yanmadan sahibim gelmiş ve beni avuçlarına alarak ateşi söndürmüştü. Daha sonra beni öptü ve duvarda asılı olan küçük kafesime koyup bana bir göz kırptı ve odadan dışarı çıktı.

Biraz sessizliğin ardından gül ve nergis bana dönüp alaycı bir edayla tekrardan kahkahalarına koyuldular. Bense kafesimde bana ayrılmış tutsak özgürlüğüme yeniden merhaba demiştim.

 

OTANTİK KALEM

 

Emre Yükselen; Türk Siyasi, Şair, Yazar, Akademisyen... Antalya'nın Finike ilçesinde doğdu. Edebiyata ve tarihe düşkünlüğüyle tanınmış, bunun yanı sıra bir zamanların en çok satan kitabı "Lahza" 'nın yazarı Author Lives 'dan edebiyat ve rehberlik dersi almış, ortaokul ve lisede okul başkanlığı yapmıştır. Daha sonraları Federasyon Antalya İl Başkanlığı ve Türkiye Gençlik Meclisi Genel Başkan yardımcılığı görevlerinde bulunmuştur. Yazım hayatına 3Nokta dergisinde başlamış, Dr. Jirvago Özel Ödüllerinde "İkarus" adlı şiiriyle En Genç Antoloji Şairi; "Begonya" adlı hikayesiyle Yılın En Genç ve Başarılı Yazarı (mansiyon) ödüllerini almıştır. Yazım hayatına halen devam eden Emre Yükselen, 2017 yılında akademik çalışmalara başlamış, "Unnational History" adlı teziyle Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi 'nde akademik öğrenci asistanı olmaya hak kazanmıştır. Uygurca, Çince, İngilizce bilen yazar; orta düzeyde de Almanca, Osmanlıca, ve Eski Yunanca (Helenik) öğrenmektedir.

6 Comments

  1. Hamza Şeref Erkaya

    29 Mayıs 2018 at 19:58

    Eline yüreğine sağlık. Sıkılmadan okudum cok güzel olmus

  2. Nosanse

    29 Mayıs 2018 at 20:30

    Gerçek hayatta göz ardı edilen fantastik noktalara değinmişsiniz. Durağan, sakin tutuklu, yalın cüretkar satırlarınızı bir cumartesi samimiyetinde bizlere sunmuşsunuz. Kaleminizin önünde saygıyla eğiliyorum.

  3. Güllühan

    30 Mayıs 2018 at 12:12

    Güzel bir hikaye emeğinize sağlık 😊

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Araç çubuğuna atla