Haremden Çerağ Edilen Cariyeler

Allahümme ya müfettiha’l

ebvab if tah lena hayre’l bab’l

 

Harem-i Hümayun’da çaşnigir ustası olan ve daha sonra Medine’de yaşamaya başlayan el-Hace Saray-i Fatma, 1799 senesinde Dârüssaâde Ağası katibinden bir mektup alır. Mektupta o sene kefere ile yapılan savaş nedeni ile sehm ve mukataa sahiplerinden cebeli tahsili ferman buyurulduğu, bu yüzden Fatma’nın İzmir Voyvodalığı sehminden mutasarrıfa olduğu hissesinin bir kısmının cebeli bedeli olarak alındığı ve geri kalan 175 kuruşun Sakabaşı ağa ile gönderildiği yazılıdır.

Fatma cevaben yazdığı mektupta, gönderilen sehmin eline geçtiği bilgisini verdikten sonra, her sene 5OO kuruş verilirken bu sene büyük haksızlık yapıldığını yazar. Mübarek topraklarda yaşarken başka bir yerden geliri olmadığını, üç dört saraylı yoldaş- ile birkaç sehimleri olduğunu belirtir. ‘Efendimiz var iken kimlere muhtaç olalım, bizden kesilen akçenin kimseye faydası olmaz’ diyerek, mutat olduğu Üzere hissesinin gönderilmesini rica eder. Kendisinin bir kaç padişaha kulluk ettiğini ve mücevheratı satarak alın teri ile kazandığı bu sehmin himaye olmadığını belirtir. Bunun kendi akçesi ile alınmış malı olduğunu ifade ederek ‘bu çıraklık değil, ihsan değildir’ der. Ömrünün son zamanlarını geçirdiği bu topraklarda bir seneden diğer bir seneye Devlet-i Aliyye’nin ihsanını beklediğini, cömertlik gösterilerek himmet edilmesini talep eder.

Sarayın hacet kapısı olarak görülmesinin neticesinde Osmanlı toplumunun farklı kesimlerinden kişilerin maddi manevi talebini açığa çıkaran çok sayıda arşiv malzemesinin mevcudiyeti düşünüldüğünde, Saraylı Fatma’nın talebi sıradan görünebilir. Ancak Fatma’nın mektubunda ‘bu sehm himaye değildir’ veya ‘bu çıraklık değil, ihsan değil’ ifadelerini kullanmış olması, Harem-i Hümayun mensubu olması neticesinde saraylılar ve saray arasında bir bağ oluştuğu ve oluşan bu bağın her iki taraf açısından bir takım neticeleri olduğunu gösterir. Ayrıca saraydan çırağ edildikten sonra dahi saray ile ilişkilerinin farklı şekillerde devam ettiğine işaret eder. Kanuni Sultan Süleyman’ın saltanatına (1520-1566) kadar harem halkı Eski Saray’da (Saray-ı Atik) ikamet eder. 16. yüzyıl sonuna gelindiğinde, padişah ailesinin tamamının başkentte bulunuyor olması, hanedanın kadın mensuplarının Eski Saray’dan padişahın aynı zamanda hükümet merkezi olarak işlev gören ikametgahı Yeni Saray (Saray-ı Cedid, Topkapı Sarayı) ile bütünleşmesi, Harem-i Hümayun’u Saray-ı Hümayun’un önemli bir parçası haline getirir.2~ Hanedan ailesi ve onlara hizmet eden nane halkından

oluşan Harem-i Hümayun, zaman içinde genişleyen nüfusa paralel olarak ciddi teşkilatlanma yaşar. Savaş esiri, satın alma veya hediye edilme gibi muhtelif yollar ile saraya

giren cariyeler, içoğlanların eğitimine benzer bir eğitim süresinden

geçerler.2J 17. yüzyıla kadar Harem-i Hümayun’a alınan kızların çoğu Avrupa’dan getirilen savaş esirleri idi. Ancak 16. yüzyılın sonlarından itibaren büyük bir çoğunluk Kafkasya’dan getirilmiştir.2~ Diğer taraftan “18. Yüzyılda Batı’dan köle tedarikinin durmadığı görülür. Nitekim incelenen örneklerde Acem; Arap, Çerkez, Gürcü Abaza kökenli cariyelerin yanı sıra Rus, Malta, Eflak kökenlilere de rastlanır. Farklı bölgelerde doğan, farklı şekillerde ve farklı yaşlarda saraya giren bu kızlar, karakterlerine ve fiziksel görünümlerine uygun yeni isimler alarak Harem-i Hümayun içinde yeni bir hayata başlarlar. Tayinat, masraf-ı şehriyari, mevacib, inamat ve mubayaa kayıtları dönemin Harem-i Hümayun’unun yapısı ve cariyeler hakkında bilgiler veren değerli kaynaklardır

Evlilik

 

‘Hayırlı kapılar aç’ duasının, en fazla dışarıda yaşama başlamanın ilk

aşaması olan evlilikler için söz konusu olduğu söylenebilir. Enderun’dan

çıkma, yeni bir kariyer manasına gelirken, Harem-İ Hümayun’dan çıkma

genelde evlilik manasına gelir. Bazı kadınlar bekar olarak ölürken, büyük

çoğunluk uygun kişiler ile evlendirilir veya evlenmelerine destek olunur.

Bir örnekte, i. Abdülhamid (1774- ı 789) harem de eğitilmiş on beş yaşındaki bir cariyesini vezirinin oğluna tavsiye etmektedir.~) Saraylıların kimi saraydan çıkarken, kimisi ise bir müddet dışarda yaşadıktan sonra evlenir. Mevcut yüzlerce örnek arasında Simten ve Dilpezir Ustaların evliliklerinden bahsedilebilir. Sultan III. Mustafa (1757-1774), Üçüncü Hazinedar’ı olan Simten Kadın binti Abdullah’ı çırağ eder ve Hacı Beyzade Feyzullah Bey’ ile evlendirir. Saraydan çıktıktan sonra Fatma ismini alan Simten 1775’de öldüğünde, Hacı Beyzade Feyzullah Bey dönemin Silahşör-i Şehriyari’sidir. Simten Kadın’ın evliliğinden bir kaç yıl sonra III. Selim’in kız kardeşi Hatice Sultan (1768-1822), ahretlik kızı olarak gördüğü Hazinedar Ustası Dilpezir’i azat eder ve Enderun’da yetişen ve II. Mahmud’un Silahtarlığını yapan Şerbetçi Emin Ağa ile evlendirir. Simten ve Dilpezir örneğinde olduğu gibi, saraylılar çoğunlukla askeri sınıfın farklı kategorilerine mensup muhtelif statülerdeki erkekler ile evlenirler. Mevcut örneklerde, Enderun’dan çırağ edilmiş kişiler çoğunluğuteşkil etmekle birlikte seyfiye, kalemiye ve ilmiye mensubu kişilere rastlanır. Kocalann gerek statü, gerek evlilik yaşı itibariyle  farklılıklar arz ettiği görülür. Örneğin Saray-ı  Şehsuvar Hatun i kuruş mihr-i müeccel ile Seyyid Hasan Çelebi bin Ahmed ile evli iken,  Musahibzade İbrahim Belin zevcesi Hürrem Kadın (ö. 1192/1778) 2.390.160 akçe mihr-i müeccel ile ölür. Kişinin haremin hiyerarşik yapısı içindeki statüsünün kocasının statüsünde belirleyici olduğu, üst statüye mensup kadınların genelde yüksek mevkideki erkekler ile evlendikleri görülür. Silahşör-i şehriyarı, şeyhulislam, silahdar-ı şehriyarı, musahip gibi üst düzey kişiler ile evli olarak ölen küçük bir grubun yanı sıra, büyük çoğunluğun her meslek grubunun orta ve daha alt kademelerinden kişiler ile evlendikleri görülür.

 

Yerleşim Alanları

İstanbul yoğunluklu olmakla birlikte imparatorluğun farklı bölgelerinde, evli veya bekar yaşamaya başlayan saraylılara kimi zaman ev verildiği veya sonrasında destek olunduğu görülür. Nitekim Dilpezir Hanım tecrübesi çarpıcı bir örnektir. 1807 senesinde İbrahim Kethüda’nın emlaki zapt edilir ve kendisinin Sağanağa mahallesinde bulunan evi, IV. Mustafa ve III. Selim’in kız kardeşi Hatice Sultan’a (1768-1822) verilir.66 Hatice Sultan, bu evi Şerbetçi Emin Ağa ile evliliğinden üç sene önce hazinedarı Dilpezir Usta’ya tahsis eder.67 Dilpezir, 1810 senesinde evlendiğinde kocası ile birlikte İbrahim Kethüda konağında yaşamaya başlar.G8 Daha mütevazı statüde olan Saray! Halime, Valide Sultan tarafından azat edilir ve daha önce yine Valide Sultan tarafından azat edilmiş olan Saraylı Hatice’nin evine gider ve yeni bir hayat kurmak için yardım ister. Sarayı Halime evlenmeyi düşündüğünü, çeyiz, köle ve bir ev almak istediğini belirtir ve Saray! Hatice’ye para verir. Saraylı Halime’ye Sarayı Hatice’nin oturduğu mahalle olan Çukur bostan civarında Derviş Ali mahallesinde 720 kuruş değerinde ev satın alınır.69 saraylılara ev tahsis edilmesi veya saraydan çıkmış kişilerin yeni çırağ edilmiş saraylılar ile ilgilenmeleri için görevlendirilmeleri, saray mensubiyetinin, kişinin nerede ve hangi koşullarda oturacakları konusunda belirleyici olduğu şeklinde değerlendirilebilir.

Hayırseverlik

 

Maddi olarak himaye edilen saraylıların hayır işlerinde etkin oldukları

görülür. Saraylılar statülerine ve servetlerine paralel şekilde toplumun ve

sarayın yararına hayır işlerinde bulunurlar. Aile bireyleri ile bağları kopmuş olması ve genel olarak çocukları olmaması hayır işlerine tesir etmiş olduğu düşünülebilir. ilk olarak, saraylıların gerek harem de gerekse çıktıktan sonra hibe tahsislerinde bulundukları görülür. İncelenen terekelerde, mallarının üçte birini bağışlama manasına gelen ‘sülüs’ tayinlerinin, saraylı olmayan askeri sınıf mensubu kadınlara kıyasla daha yoğun olduğu dikkati çeker. Örneğin on sekizinci yüzyılın ilk yarısında ölen 338 saraylının terekeleri incelendiğinde sülüs tayini oranı %30 iken, Kısmet-i Askeri mahkemesine kaydedilen kadınlar için bu oran %8’e düşer. Saraylılar çoğunlukla cariyelerine ve farklı statülerdeki diğer saray mensuplarına hibe yaptıkları dikkati çeker.

Örneğin, 1. Abdülhamid zamanında Harem-i Hümayun’da kethüda

olan Şuhi Kadın binti Abdülmennan yeniden inşa ettirdiği çeşmenin

masraflını karşılamak için vakıf kurar. Harem’de (Hürrem Saray-i

Sultani) Oda Halifesi olan Müstesna Harun binti AbduIIah ve kahveci basısı Teberdar Süleyman Ağa bin Hüseyin’i vakfına vekil olarak seçer. Ayrıca diğer bir saray personeli olan Bevvab-ı Sultan Mehmed Halife bin Asaf’ı ve Eski Saray teberdarı emeklilerinden Süleyman Ağa bin Hüseyin’i günlük 5 akçe ile mütevelli tayin eder. Süleyman Ağa’nın ölümünü takiben onun soyundan gelenlerin mütevelli olmalarına karar verilir. ‘s Saraylılar vakıfları yolu ile saray mensuplarını kollarken, yaptırdıkları hayır eserleri ile saray dışında etkin ve görünür olurlar. Saraylılar birçok alanda himaye edilen pozisyonunda yer alırken, hayır eserleri inşası ile hususi olarak yer alırlar. Saraylılar harem içindeki statülerine göre değişen ölçeklerde, kurdukları vakıfların gelirleri ile beslenen, cami-mescit, mektep ve çeşme ağırlıklı olmak üzere farklı muhitlerde birçok hayır eserleri inşa ettirdikleri görüıür. Örneğin Darüssaade Ağası Maktul Moralı Beşir Ağa’nın (ö. 1752) cariyesi olan Hatice Usta’nın yaptırmış olduğu eserlerin çeşitliliği, hanedan mensubu kadınların hayır eserlerinin mütevazı ölçekli benzeri olması açısından önemli bir örnektir. Kendisinin Bayezid Camii civarında Yahnikan Sokağı Mescidi (1758), cami civannda çeşme (1748) ve mektebi vardır. 97 Doğal olarak her saraylının Hatice Usta gibi büyük icraatlarda bulunması mümkün değildir. Örneğin, Saray! Fevziye Hatun (ö. 1141/1728) 300 kuruşunu Molla Gürani Mahallesi’nde bulunan kuyunun

tamiri için vakfetmiştir. Yaptırılan, tamir ettirilen eserlerin dönemin ihtiyaçlarına ve mimari eğilimlerine paralel geliştiği görülür…

Yemen Beylerbeyi Üveys Paşa Torunu Elektrik-Elektronik Mühendisi

71 Comments

  1. generic viagra in stores

    6 Temmuz 2020 at 14:35

    generic viagra in stores https://viatribuy.com/

  2. buy chloroquine online uk

    7 Temmuz 2020 at 01:57

    buy chloroquine online uk https://chloroquine1st.com/

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Araç çubuğuna atla