BİR CEMİYET BİR DEVLET İKİ DÜNYA SAVAŞI ( Thule Cemiyeti )

Buzdağlarını şahane kılan en büyük özellikleri görünmeyen kısımlarıdır. Tarih gibi harikulade bir bilim
dalını daha da öteye taşıyan şey ise kesin olmamasının yanında arka odalarında sakladığı
bilinmezlikleridir. Bu yazımda tarihin adından fazla söz edilmeyen arka odalarından olan Thule
Cemiyeti’ne ışık tutacağız. Geniş resmi görebilmemiz için öncelikle cemiyetin kuruluşu olan 17
Ağustos 1918’den kırk üç yıl öncesine 9 Kasım 1875 yılına gitmemiz gerekmektedir. Bu tarihte doğan
Rudolf von Sebattendorff geleceğinde Almanya’nın geleceğini barındırmaktaydı. Gerçek adı Adam
Alfred Rudolf Glauer’dı ancak doğduğu yer olan Hoyerswerda’nın zenginlerinden İstanbul’da yaşayan
Alman asıllı Amerikan Baron Heinrich von Sebottendorff tarafından evlat edilince adı değişti. Başta
Osmanlı kanunlarına göre yapılan evlat edinme işlemleri Alman hükümeti tarafından kabul görmedi.
Yürütülen davalar Mayıs 1914’te Wiesbaden’de meyvesini verdi ve Adam Glauer, Sebottendorff
ailesine mensup sayılarak Almanya ve Avrupa’da birçok cemiyette bulunabilme şansı kazandı. Genç
yaşta yolu, Almanya’ya svastika sembolünü getirenlerden birisi olan Helena Petrovna Blavatsky ile
kesişecek Rudolf, Blavatsky sayesinde aldığı okulitik eğitimlerinde ilk defa Aryan ve diğer kutsal
metinleri gördü. Hayatının bu evresinden sonra kaderinin çizdiği yolda 1900’de tanışacağı kişi Adolf
Josef Lanz’dı. Josef Lanz şiddetle Cermen neopragmanizmi düşüncesini savunanlardı. Kendisi aynı
zamanda neopaganizm düşüncesinin, üstün ırk milliyetçiliğinin ve Nazizm’in kurucu babası Guido von
List’in öğrencisiydi. Rudolf ,Josef Lanz ile tanışmasından sonra Aryan halk bilimine daha da
yoğunlaşırken adını en yüksek Alman Tanrıça “Ostara”’dan alacak olan Alman milliyetçisi ve Yahudi
düşmanı bir dergi çıkarması için Lanz’a maddi destek sağlayacaktı. 1912 yılında Guido von List’in
isteği üzerine Leipzig’deki Germaneorden tarikatına üyelik sistemi geliştirdi. Tüm bunların ardından I.
Dünya Savaşı’nda Kızılay başkanlığı yaptı. Osmanlı tarafından yaptığı yardımlar neticesinde Osmanlı
vatandaşlığı alan Rudolf 1913’te Almanya’ya döndü. Bundan beş sene sonra 17 Ağustos 1918’de
Almanya’da Vier Jahreszeiten (Dört Mevsim) Oteli’nde Thule Cemiyeti’ni kurdu. Rudolf ve Thule
Cemiyeti’nin hikayesine ufak bir ara veriyoruz. I. Dünya Savaşı sonrasında imzalanan içeriğinde ağır
maddeler bulunduran Versay Antlaşması’ndan sonra Philipp Scheidemann tarafından monarşik
hükümet yerine bir Cumhuriyet rejimi olan Weimer Cumhuriyeti kurulmuştur. O dönemde
Almanya’nın güneyinde başkenti Münih olacak şekilde Bavyera Sovyet Cumhuriyeti adı altında bir
sosyalist devlet kurma çabasına girişildi. Bu oluşumun başında bulunan Yahudi asıllı sosyalist gazeteci
Kurt Eisner bulunuyordu. Rudolf’a dönecek olursak Thule Cemiyeti’nin etkinliğini ilk hissettirdiği
kısım burada devreye girdi. 21 Şubat 1919 tarihinde Münih’te Kurt Eisner istifa mektubunu
götürürken suikaste uğradı. Alnından vurularak öldürüldü. Almanya tarihine giriş yapan Rudolf
durmak niyetinde değildi. Tarih 24 Şubat 1920’yi gösterdiğinde Anton Drexler ve Dietrich Eckart
önderliğinde Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi (NSDAP) kurduran Rudolf Almanya tarihine yön
vermek için ilk adımı atmıştı. Rudolf, Kurt Eisner suikastinden sonra başka bir arayış içine girdi.
Onlara önderlik edebilecek bir “Führer”. Gözüne kestirdiği Führer adayı olan Adolf Hitler’i 29
Temmuz 1921 tarihinde Anton Drexler yerine partinin başına geçirdi. Hitler bu dönemde Dietrich
Eckart’ın gözetimindeydi. Hitabet yeteneği ile fikirlerine asimile ettirmede zorluk çekmiyordu.
Önündeki iki yıl boyunca katılımcı sayısını çoğaltan NSDAP, başında Adolf Hitler silahlı güç olarak ise
arkasına Kahverengi Gömlekliler’i alarak tarihe “Birahane Darbesi” olarak geçecek olan olayı 9 Kasım
1923’te gerçekleştirdiler. Amaç Bavyera yönetimini ele geçirmekti ancak istenilen olmadı ve Hitler
beş yıl hapse mahkum edildi. Dokuz ay içeride kaldığı süreçte “Kavgam” adlı kitabını kaleme aldı.
Sonrasında halka zararı dokunmadığı öne sürülerek serbest bırakıldı. Tabi ki Rudolf’un burada da
parmağı vardı. Rudolf Thule Cemiyeti’ne yetkili mercilerden insanları da dahil ediyordu. Bu dahil
edilenler arasında Franz Guertner 1933’te imzasıyla Adolf Hitler’i şansölye ilan edecekti. O döneme
gelmeden değinmek istediğim bir husus Thule Cemiyeti’nin en parlak dönemini yaşadığı olay
Reichstas Yangını. NSDAP’nin azınlıkta olduğu seçimler yaklaşmaktayken bir şeyler yapmasının
gereksinimini fark eden Thule Cemiyeti ve Rudolf çözümü hangi ülkede olursa olsun şok etkisi
yaratacak ve NSDAP’nin rakiplerini saf dışı bırakacak bir plan ile çözdü. Alman parlamentosunun
toplandığı bina Reichstag’in yandığı haberi çevreye yayılamadan orada biten Adolf Hitler ve
arkadaşları suçluyu yakaladıklarını belirtti. Suçlu olarak tabir edilen kişi Hollandalı Marinus van der
Lubbe idi. Ülkesinin işçi partisine kayıtlı olan bu gencin birçok komünist grupta da bulunması onu
suçlamak için idealdi. Hitler Lubbe’nin sosyal demokratlar ile bağı olduğunun kanıtlandığı belirtilerek
28 Şubat 1933’te Cumhurbaşkanı adına Alman Halkının ve Devletinin Korunmasına Yönelik Reichstag
Yangını Kararnamesi çıkarıldı. Bu kararname kapsamında Weimer Anayasa’sı kaldırıldı. Polise verilen
imtiyaz ise had safhadayken sosyal demokratlar ve komünistlerin başkaldırısı olarak nitelendirilen
yangın saldırısı ülke çapında insan avına sebep oldu. Karşı partinin üyeleri birer birer evlerinden
alındılar. Bu hareketlenme ilerideki toplama kamplarının altyapısı olarak nitelendirilmektedir.
Yangından bir sene sonra Kahverengi Gömlekliler’in (SA) taşkınlıkları ve yönetime tepkileri Hitler’in
canını sıkmaya başlamıştı. Reichswehr generallerin sadaketini de kazanmak isteyen Hitler işe
koyularak 30 Haziran 1934 gecesi casusluk ile suçladığı kişileri Gestapolar ve SS özel birlikleri ile
ortadan kaldırttı. Toplam sayı bilindiği kadarıyla seksen beştir ki binlerce tutuklanan bulunmaktadır.
Genel tabirde “Uzun Bıçaklar Gecesi” şeklinde adlandırıldı. Bu ad Almanca’da intikam gecesi
anlamına gelmekteydi. Kod adı olarak “Sinekkuşu”‘nun kullanılması yanı sıra Almanlar olayı
Kahverengi Gömlekliler’in (SA) kuruluşundan bitişine kadar olan süreçte başında duran Ernst
Röhm’den yola çıkarak “Röhm Darbesi” olarak adlandırmışlardır. Karşı partinin seçime katılamayacak
hale gelmesinden ötürü NSDAP 5 Mart 1933 seçimlerinde %43.9 oy ile başa geçti. Rudolf’un planı
işlemişti. Sonraki zaman diliminde her Nazi hakkında çıkan intihar haberleri onun içinde çıkmıştır.
Kaynaklarda 8 Mayıs 1945’te boğaza atlayarak intihar ettiği gözükse de 1917’de İngiliz Gizli İstihbarat
Servisi’ne elli yıl açılmaması şartıyla bir paket belge ve mektup bırakması dışında Adana’da kendi
adıyla Cumhuriyet Oteli’nde kaldığı ve Antalya’da ticaret yaptığı bilinmektedir. Hakkında çıkan son
haber ise Üsküdar’daki Doğancılar Parkı’nda donarak öldüğüdür. Thule Cemiyeti ise günümüzde neoNaziler ve Ku Klux Klan tarafından desteklenmektedir.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Araç çubuğuna atla