ADINA ŞİİRLER YAZILMIŞ ŞEHİR: İSTANBUL

 

İstanbul tarih boyunca odak noktası olmuş bir şehirdir. İmparatorluklara başkentlik yapmıştır. Nice savaşlar yapılmış, her devlet bu şehre sahip olmayı kendine amaç edinmiştir. Önemli ticaret yolu olan ipek yolunun Avrupa’ya açılan kapısı konumunda bulunan İstanbul uğrak bir liman olması açısından da devletleri kendisine çekmiştir. İstanbul un cazibesi bütün kralları, komutanları adeta büyülemiştir.

istanbul ile ilgili görsel sonucu

Tarih sahnesinde İstanbul’a en fazla sahip olan devlet Roma İmparatorluğudur. Kavimler göçü sebebiyle Roma imparatorluğu dağılmış ve iki devlet oluşmuştur. Bunlardan birisi Batı Roma İmparatorluğu diğeri ise Doğu Roma İmparatorluğudur. Doğu Roma İmparatorluğu yaygın olarak bilinen adıyla Bizans’tır ve başkenti İstanbul’dur. Zaman içinde Bizans İmparatorluğu, savaşlardaki başarısızlığıyla, sık sık yaşanan taht kavgalarıyla ve tekfurların başına buyruk hareketleriyle zayıflamaya başlamıştır. Toprak kayıpları yaşasa da elinde hem başkenti hem de savunma durumu en güçlü olan şehri -İstanbul’u- hala elinde tutmaktadır. Bizans imparatorları şehrin surlarına o kadar çok güvenmektedirler ki her gelen ordunun surları geçemediğini, İstanbul’un ise dimdik ayakta olduğunu yineleyip dururlar.

İstanbul tüm orduların hedefi olmasının bir sebebi vardır ama Müslüman âlemi için ayrı bir önem taşır: Hz. Muhammed’in hadisine nail olmak. Hz. Muhammed İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, o ordu ne güzel ordudur’’ demiştir. Her Müslüman devlet yüzyıllar boyunca İstanbul’u alıp Hz. Muhammed’in hadisindeki kişi olmak ihtiyacını kendinde hissetmiş ve bu uğurda savaşlara katılmıştır.

istanbul ile ilgili görsel sonucu

Sultan Mehmet yine bu şiarla hareket ederek 29 Mayıs 1453’te İstanbul’u fetheder. O komutan ne güzel komutan o ordu ne güzel ordu hadisine nail olmuştur. O tarihten sonra İstanbul Osmanlı İmparatorluğunun başkentliğini yapmaya başlamış ve şehir her geçen zaman diliminde daha da çok gelişmiştir.  Tahta çıkan padişahlar, vezirler herkes kendisinden bir şeyler bırakmak gayesiyle İstanbul için çeşitli yapılar inşa ettirmiştir. İstanbul güzelliğine güzellik katmış ve cazibesi katbekat artmıştır.

 

İstanbul şehri sanatçıları da kendine hayran bırakmıştır. Şairler şiirlerine, yazarlar romanlarına, ressamlar resimlerine işlemiştir İstanbul’u. İstanbul odak noktasında olmayı sürdürmüştür fakat bu sefer siyasi ya da dini olarak değil doğrudan güzelliğiyle. Şiirlerinde şehrin güzelliğini estetik güzellikleriyle işlemişlerdir. Orhan Veli Kanık, Yahya Kemal Beyatlı. Necip Fazıl Kısakürek, Özdemir Asaf ve nice diğer şairler İstanbul’u konu edinmiştir. İstanbul tutkusu hepsine zuhur etmiştir.

Tüm bu şairler İstanbul’a hayrandır ama aralarında İstanbul aşığı olan birisi vardır. Yahya Kemal’dir onu adı. Yeri geldiğinde İstanbul’un güzelliklerini anlatmış yeri geldiğinde İstanbul’un fethine Üsküdar’dan bakmış yer geldiğinde ise İstanbul’a yapılan eleştirilere bir cevap vermiştir. Çünkü İstanbul aşığıdır o.

Bir başka şair Tevfik Fikret ise Abdülhamid yönetimini ve İstanbul’u yeren ‘’Sis şiirini’’ yazmıştır. Tevfik Fikret burada sefalet, yokluk içindeki İstanbul’u ve aynı zamanda çökmeye başlamış bir toplumu da tasvir etmiştir. İstanbul aşığı olan Yahya Kemal ise Sis şiirine nazire olan ‘’Siste Söyleniş’’ şiirini Tevfik Fikret’e cevaben kaleme almıştır.

Tevfik Fikret ile ilgili görsel sonucu

 

SİSTE SÖYLENİŞ

Birden kapandı birbiri ardınca perdeler…

Kandilli, Göksu, Kanlıca, İstinye nerdeler?

 

Som zümrüt ortasında, muzaffer, akıp giden

Firuze nehri nerde? Bugün saklıdır, neden?

 

Benzetmek olmasın sana dünyâda bir yeri;

Eylül sonunda böyledir İsviçre gölleri.

 

Bir devri lânetiyle boğan şairin Sis’i.

Vicdan ve rûh elemlerinin en zehirlisi.

 

Hulyâma bir eza gibi aksetti bir daha;

-Örtün! Müebbeden uyu! Ey şehr! -O beddua…

 

Hayır bu hâl uzun süremez, sen yakındasın;

Hâlâ dağılmayan bu sisin arkasındasın.

 

Sıyrıl, beyaz karanlık içinden, parıl parıl

Berraklığında bilme nedir hafta, ay ve yıl.

 

Hüznün, ferahlığın bizim olsun kışın, yazın,

Hiç bir zaman kader bizi senden ayırmasın.

 

İstanbul yüzyıllar boyunca her insanı etkileyen, kendine âşık eden kimi zaman sevdiren kimi zaman üzen bir şehirdir. Güzelliğiyle âşık da etmiş buhranlı günlerde kendisine yergi şiirleri de yazdırmıştır.

Hem üzen hem sevindiren şehir de olsa, yine odak noktasıdır hala. Cazibesi daima gözler önündedir.

Yahya kemalin Bir Başka Tepeden adlı şiirinde dediği gibi; sende çok yıl yaşayan, sende ölen, sende yatan, en hoş ve uzun rüyada yaşamıştır…

 

Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul!

Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer.

Ömrüm oldukça, gönül tahtıma keyfince kurul!

Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.

 

Nice revnaklı şehirler görülür dünyada,

Lakin efsunlu güzellikleri sensin yaratan.

Yaşamıştır derim, en hoş ve uzun rü’yada

Sende çok yıl yaşayan, sende ölen, sende yatan

 

 

METİN FARUK BARUT

 

 

 

 

 

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Araç çubuğuna atla