ADIGE HALKINDA KADIN

Geçmişten günümüze ademoğlunun en büyük emellerinden birisi Allah’ın buyruklarına uymaktır. Kimisi Tanrı’nın kimisi Allah’ın tabi ama herkesin dini ve bu dinin buyrukları vardır. Bu bilgileri şuraya bağlayarak konuya girmek istiyorum. Bir Çerkes atasözü der ki “Kadının dileği Tanrı buyruğu gibidir.” Bu sözden anlaşılacağı üzere Çerkes halkında kadın önemli bir rol modeldi. Halkın kadına bakışı ise yemek sofrasında kadınlar için kalkan kadehlerden önce yapılan şu dua ile anlaşılabilir “Kadınlarımızın gözlerinden dökülen yaşlar, düştüğü yerdeki otları yakar. O nedenle kadınlarımız hiç ağlamasınlar. Hep mutlu olsunlar! “. Çerkeslerde ulusal destan olan Nart destanlarındaki Nartlar’a yol gösterendir kadın, bilgindir, sorunun toplumlarını çözebilir ve güzelliğin temsilidir. Seteney Guaşe ise Çerkeslerdeki kadının tanımı olup Kuzey Kafkasya Halk Destanlarının baş kahramanı olmuş bir karakterdir. Adı Kafkas dillerinde “gül” anlamına gelmektedir ve bu ince bir nüanstır. Bazı araştırmacılara göre ise bu adın anlamı “SETIN” yani bıçak vermek anlamı taşımaktadır. Günümüzde görülen tabiri caizse yabanilik geçmişteki bu toplumda katiyen görülmemiştir. Kadına el kaldırılması bir yana yanında küfür ya da hakaret etmek dahi görülmemiş ayıplardandır. Zarafet timsali olan bu rol modele ağır işler yaptırılmaz tarım, bahçe işlerinde çalıştırılmazlardı. Yine dönemin Dünyası’nda kadınlar haklarından bihaberken Çerkes topraklarındaki kadına duyulan bu hürmet dışarıdaki topluluklar tarafından edilen ziyaretlerde görenleri hayrete düşürüyordu. Avrupa kadını medeni kanun üzerinden seçme ve seçilme gibi yönetmeye yönelik hakları 1900’lü yıllarda almaya başlamışken 18. yy’da Çerkes kadını kanun olmadan bu haklara sahipti. En güzel örneklerden olarak o haklar 1829 yılında Kafkasya’ya yolu düşen De Bess tarafından şöyle anlatılır:

-Bir grup erkeğin oturduğu bir odaya kadın davet edildiğinde veya öyle bir ortama kadın geldiğinde kadın en iyi yere oturtulur ve erkekler ayağa kalkarak ona güzel sözler söylerler gönlünü alırlardı. Sofrada olanın iyisi kadına ikram edilirdi, odada bir kadın olduğu sürece sert bir ifade ile konuşulmaz, kötü söz ve küfür benzeri kelimeler kullanılmaz, bu tür konuşmalar kadına duyurulmazdı.

Kadına duyulan saygı sadece ona değil onun olduğu çevreye de duyulurdu. Kadının olduğu yerde hayvanlara şiddet uygulanmaz, kamçılanmazdı. Kadının yanından silahlı geçen birisi varsa silahını gizler, kadının olduğu yerde silah çıkartılmazdı. Farkında mısınız günümüzde kadına duyulan bu saygının yoksunluğu yüzünden hayvanlara şiddet, güpegündüz magandalıklara tanık oluyoruz? Sahi okurum Çerkes halkı 18. yy’da bu kadar medeniyken ve kültürlerini bugünlere taşımaya özen gösterirken bizlerin asimile oluşu nedendi? Geleceğe yürüdükçe gelişmişliğe de adım attığımız hala su götürmez bir gerçek mi gözünüzde? Kadın geçmişten bize kutsal olarak gelmişken Adıge halkını da anaraktan şu sözü unutmayıp yazımı sonlandırmak istiyorum:

“Geçmişini bilmeyen geleceğine yön veremez.”

 

 

1 Comment

  1. Ilayda Nurelif Tomam

    4 Şubat 2020 at 20:35

    Muasır medeniyetler seviyesine ulaşabilmenin belki de en önemli parçası eğitimine ahlakına önem vereceğimiz annelerinin yetiştirilmesinden geçiyordur.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Araç çubuğuna atla