99. YILINDA BİRİNCİ İNÖNÜ MUHAREBESİ VE ÖNEMİ

 

‘Yeni Türkiye Devleti’nin küçük, fakat millî ülkülü genç ordusu, en dar bir hesapla üç kat üstün düşmanı İnönü Meydan Muharebesi’nde mağlup etti. Strateji sanatının en nazik icraatını isabetle uyguladı. İç hatların kullanılmasında harp tarihine parlak bir misal yazdı.

TBMM Başkanı Mustafa Kemal Paşa – 11 Ocak 1921

Türk İstiklal Harbi tarihinde, 1920 yılının son günlerini bir düşünelim; Hem iç isyanlarla hem de Yunanlar’ın taarruz tehdidiyle aynı anda boğuşan bir TBMM Hükümeti ve Türk Ordusu mevcuttur. Türk Genelkurmay’ı olası bir Yunan taarruzuna karşı önlemler almaya başlamıştır. Batı Cephesi komutanı Albay İsmet Bey, Eskişehir’in İnönü mevzilerinde düşmanı güçlü bir mukavemetle yorarak, geri çekilmeye zorlayıp, Yunan Genelkurmay’ının savaş planını başarısızlığa uğratmayı planlamıştır. İnönü mevzilerinin güçlendirilmesi için derin tahkimatlar oluşturulmuştur. Ayrıca, yeni silah altına alınan yaşları 16-20 arası değişen gençler, kısa süreli fakat güçlü bir askeri talime dayalı eğitimden sonra Batı cephesindeki tümenlere gönderilerek boşluklar doldurulmaya çalışılmıştır. Bu sayede yeni bölükler ve taburlar kuruluyor ve bu şekilde hücum bölükleri hücum taburları haline getirilmiştir.

Batı Cephesi Komutanı Albay İsmet Bey’in, bir topçu kurmayı olması, kuşkusuz Türk Ordusu için bir avantajdır. İsmet Bey, ateş gücünü arttırmak için lojistik ve taktik açıdan şu tedbirlere başvurmuştur; Öncelikle, makineli tüfeklerin kapak takımlarında gerekli değişiklikleri yapabilecek atölyeler Ankara’da faaliyete geçirilmiştir. Dolayısıyla, hem kullanılmayan mevcut makineli tüfeklerden faydalanılmış olacak, hem de eldeki mermiler kullanılabilir hale getirilebilecektir. Ayrıca ağır ve hafif makineli tüfek sayısı artırılmıştır. Fakat eldeki Osmanlı tüfeklerinin hiçbirinin süngüsü olmaması savaştaki olası bir piyade hücumu açısından bir eksiklik olarak göze çarpmaktadır. Bu amaçla, yine Albay İsmet Bey’in emriyle, Ankara ve çevresindeki tüm demircilerden iki ağızlı bıçaklar temin edilerek, bunlar tüfeklerimiz için süngü olarak değerlendirilmiştir.

Belirtmekte fayda var; 1920 yılı sonlarında TBMM Hükümetinin Kara Kuvvetleri toplam 17 tümenden oluşmaktadır. Bu tümenlerin personeli, silâh, araç ve gereçleri son derece noksandır. Dolayısı ile savaş kabiliyeti açısından Yunan Tümenleri ile mukayese edilemez. Türk tümenleri ortalama 2500-3000 erden oluşmakta bunun yanında 300-700 mevcutlu tümenler de bulunmaktadır. Türk tümenlerine karşılık Yunan tümenleri ise 7000-10000 mevcutlu olup; silâh araç ve gereçleri bakımından hiçbir problemi bulunmamaktadır. Yani Türk ordusu, 1. İnönü Muharebesi öncesinde,  kendisinden 3 kat kalabalık bir düşman unsuruyla karşı karşıya bulunmaktaydı.

 

 

İsmet Bey’in bir diğer önemli hamlesi ise şudur; Eskişehir’deki demiryolu atölyesinde dağ topları ve  Krupp marka topları için kullanılan dağ mermilerinin çapları, eldeki mevcut topların çaplarına göre inceltilmiştir. Doğu Cephesi’nde Ermeniler’den ele geçirilen 9000 sandık Fransız ve 1400 sandık İngiliz piyade mermisi, küçük çaplı piyade tüfeklerine göre Ankara’deki İmalat-ı Harbiye atölyelerinde yeniden elden geçirilmiştir. İstanbul’daki depolardan kaçırılan 120 sandık Alman, 391 sandık Osmanlı tüfeği mermisi ile 273 adet Alman tüfeği, 20 makineli tüfek ve 6.5 milyon makinel tüfek mermisi Karamürsel’de karaya çıkarılmış ve süratle cephe komutanlığı emrine yetiştirilmiştir.

Tüm bu lojistik hazırlık süreci sonrasında, 1. İNÖNÜ Muharebesinin genel seyri şu şekilde gerçekleşmiştir;

6 Ocak 1921’deYunanlar Aksu-Dinboz-Burçin çizgisinden Eskişehir yönüne, zayıf bir kuvvetle de Uşak’tan İslâmköy-Banaz dolaylarına doğru ilerlemeye başladılar. Albay İsmet Bey, silah, araç gereç ve er mevcudu açısından çok üstün olan Yunanlarla dağınık birliklerini bir araya topladıktan sonra muharebeye girmeyi planlamıştır. Dolayısıyla, mümkün olabildiği kadar geç bir tarihte Yunan ordusunun mevziler önünde bulunmalarını sağlamak gerekiyordu. İşte bu sebeple, İsmet Bey mevzilerin ilerisindeki Türk artçı birliklerine kadame kademe çekilmek emri vermiştir. Bunun sonucu olarak, Bursa’dan ilerleyen Yunan ordusu harekâtın üçüncü günü Türk birlikleriyle muharebeye başlamıştır.  5 gün boyunca göğüs göğüse devam eden muharebe sonucunda, 11 Ocak günü Yunan ordusu geri çekilmiştir. Düşman ordusu, geri çekilirken dahi takip edilmiş ve süvariler tarafından artçı taciz saldırıları da başarıyla gerçekleştirilmiştir.

Muharebeye katılanlar ve verilen zayiatlar açısından bakıldığında tam anlamıyla bir simetri savaşı olan Birinci İnönü Muharebesi, sağladığı sonuçlar bakımından hayati öneme sahiptir. Yeni kurulan TBMM Hükümeti ve Türk Ordusu için bir ölüm kalım mücadelesidir. Kendimizden her bakımdan üstün Yunan ordusu karşısında kazandığımız bu zafer TBMM Hükümeti’ni hem yurt genelinde hem de uluslararası kamuoyu nezdinde rahatlatmış, Türk ulusunun morali ve direnci artmıştır.

Bu muharebede Türk ordusunun gücü; 417 subay, 8.500 er, 5.500 tüfek, 47 makineli tüfek ve 28 toptan ibaretti. Yunanlıların gücü ise; 472 subay, 16.250 er, 12.500 tüfek, 270 hafif,120 ağır makineli tüfek ve 72 toptan oluşuyordu. 6 Ocak-11 Ocak arası süren muharebe sonunda iki tarafın zayiatları ise; Türkler; 4 subay, 117 er şehit, 5 subay, 29 er esir. Yunanlılar; 8 subay, 49 er ölü, 9 subay, 143 er kayıp şeklindedir.

  1. İNÖNÜ Muharebesinin Sonuçları:

1-TBMM tarafından kurulmuş olunan düzenli ordunun Batı Cephesi’ndeki ilk başarısı 1. İnönü Muharebesi olmuştur.

2-Türk Hükümetinin Anadolu’daki otoritesi artmıştır. Hükümet, 1. İnönü Muharebesiyle güven kazanmıştır. Bunun sonucunda vergi ve askere alma işlemleri belirli bir düzen içinde uygulanabilmiştir.

3-İsmet Paşa, TBMM tarafından, albaylıktan tuğgeneralliğe yükseltilmiştir.

4-Birinci İnönü Zaferi, yeni Türk devletinin uluslararası kamuoyundaki itibarını da arttırmıştır. Bunun bir sonucu olarak Sovyet Rusya ile Moskova Antlaşması imzalanmıştır.

5-İtilaf Devletleri I. İnönü Muharebesi’nden sonra ortaya çıkan yeni durumu görüşmek üzere Londra Konferansı’nı düzenlemişler ve TBMM’yi de bu konferansa davet etmişlerdir.

6-Afganistan ile bir dostluk antlaşması imzalanmıştır. Bu dostluk antlaşması, TBMM’nin Türk dostu Müslüman bir ülke ile yaptığı ilk antlaşma olması bakımından önemlidir.

7-Birinci İnönü Muharebesi’nin ardından yeni Türk devletinin ilk anayasası olan Teşkilat-ı Esasiye kabul edilmiştir.

Sonuç olarak vurgulamak isterim ki, Türk harp tarihine başarılı bir karşı taarruz harekatı olarak geçen 1. İnönü Muharebesi, günümüzdeki konvansiyonel kara harekat simülasyonlarıyla mukayese açısından ders olabilecek nitelikte, bir askeri ve stratejik ustalık içermektedir. Birinci İnönü zaferinin 99. yıldönümü vesilesiyle, büyük asker ve devlet adamı, 3. Cumhurbaşkanımız, Mustafa İsmet İNÖNÜ’yü minnet ve saygıyla anıyorum.

KAYNAKÇA

-Genelkurmay ATASE Arşivi Yayınları, Türk İstiklal Harbi 2. Cilt, s.161.

-Harp Tarihi Vesikalar Dergisi; Sayı 52, Vesika No:1210.

İ.Hakkı Tümerdem; Yunanlılarla istiklal Harbi, istanbul, 1939, s. 9-39.

Fahri Belen; Türk Kurtuluş Savaşı, Ankara, 1983, s.279.

 

 

Umut Berhan ŞEN / Analist- Yazar

 

1 Comment

  1. ปั้มไลค์

    12 Ocak 2020 at 23:11

    Like!! Really appreciate you sharing this blog post.Really thank you! Keep writing.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Araç çubuğuna atla